27 Eylül 2007 Perşembe
Konuta kredi freni
Seçimler ve global dalga ürküttü kredi de frene basıldı
Sonbahar sezonunu kampanya bombardımanıyla açan gayrimenkul kuruluşlarının otomobilden, 4x4 arazi aracına kadar uzanan hediyeli satışları, taksitleri 10 ay sonra başlatma, sıfır faizli kredi imkanı sağlama, liste fiyatından yüzde 15 indirim yapma, banka komisyonlarını üstlenme gibi uygulamaya koyduğu cazip avantajlar bile sektörde beklenen tetiklemeyi yapamadı. Bundan konut kredileri de nasibini aldı.Konut kredileri, bu yılın 9 ayında sadece yüzde 25 büyüdü.
Geçtiğimiz yılın ilk dokuz ayında yüzde 66’lık büyüme gerçekleştiren konut kredileri, bu yılın aynı döneminde sadece yüzde 25 büyüyebildi. Yıla 22 milyar 160 milyon YTL’yle başlayan konut kredi portföyü, 14 Eylül itibariyle 27 milyar 709 milyon YTL seviyesinde kaldı.
Konut kredilerinde kullanım 2007 yılının dokuz aylık döneminde sektörün beklentisinin altında gerçekleşti. Genel seçim ve cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından eylül ayında sıçrama yapması beklenen konut kredi kullanımı temmuz ayında başlayan global dalga nedeniyle yaz aylarındakine benzer durgun bir seyir sergiledi. Geçen yılın dokuz aylık döneminde yüzde 66 oranında büyüme yakalayan konut kredileri, bu yılın ilk dokuz aylık döneminde ürekn yatırımcının geri çekilmesi nedeniyle sadece yüzde 25 büyüme yakalayabildi. 2006'ya 12.6 milyon ytl ile başlayan konut kredi portföyü yılın ilk yarısına kadar olan dönemde hızlı bir ivme yakaladı. Faizlerin yüzde 1 seviyelerine kadar gerilediği ortamda, tüketicilerin kredi talebiyle kullanılan konut kredilerinde patlama meydana geldi. İlk yarıda oluşan konut kredi portföyü bir önceki yılın tamamına yaklaştı. Mayısta global piyasalarda yaşanan dalgalanma tablodaki görünümü sarstı. Faizler yukarı yönlü hareket ederken, 2006 Eylülüne gelindiğinde toplam konut kredi portföyü de 20 milyar 995 milyon ytl'ye ulaştı. Böylece krediler yüzde 66 oranında da büyüme oranı yakaladı.
Yine global dalga sarstı
2007 yılı başında ise birçok sektör yetkilisi kredi kullanımında 2005 ve 2006 yılına benzer bir tablo olmayacağı konusunda hemfikirdi. Kredi portföyü 2007 yılına ise 22 milyar 160 milyon ytl ile başladı. Genel seçim ve cumhurbaşkanlığı seçimi nedeniyle tüketiciler konut taleplerini erteleme yoluna gitti. Sektör ertelenen taleplerin eylül ayında gündeme geleceği üzerine planlarını yaptı. Seçimler sonrası oluşan olumlu tablo ile faizlerde düşüş başladı. Ancak temmuzda ABD'de patlak veren mortgage krizi tüm planları alt üst etti. Piyasalarda yaşanan dalgalanma ile ''Türkiye dalgadan etkilenir mi? ''şeklinde tereddütlerin oluşmasına neden oldu. Böylece tüketicilerin taleplerini yine rafa kaldırdı.
Konut almayı planlayan ve bu fikrinden dalga nedeniyle vazgeçen tüketiciler ellerindeki birikimi arttırabilmek adına yatırım araçlarına kaydırdı. Bu dönemde özellikle dövizdeki dalgalanmayı kara çevirmeye çalışan tüketiciler, ellerindeki birikimi arttırabilirmiyim hesaplarının peşinde koştu. Dövizin yanısıra, bono piyasasında da aynı birikimlerin bir bölümüe mevduat faizinde beklemeyi tercih etti.
Sadece yüzde 25 büyüdü
Eylül ayında da beklenenler olmadı. Zaten sektördeki büyüme rakamları da bunun en belirgin göstergesiydi. Çünkü, 2006 yılının dokuz aylık döneminde yüzde 66 büyüme yakalamış olan toplam konut kredileri, 2007 yılının eylül ayında sadece yüzde 25 büyüme gerçekleştirebildi. 14 Eylül itibariyle ise toplam konut kredi portföyü de 27 milyar 709 milyar ytl'ye ulaştı.
2008'de yüzde 42
Yapı ve Kredi bankası konut finansman bölüm başkanı İsmet Erdem, bu yıl faizlerdeki seyrinde konut kredi kullanımını sınırlandığını belirterek sözlerine şöyle devam etti : ''2006 yılındaki büyüme oranı yüzde 66 idi. Bu yılın dokuz aylık döneminde ise bu oran yüzde 25 ile sınırlı kaldı. Bunun en temel nedeni yaşanan dalgalanma nedeniyle faizlerin yukarı yönlü hareketiyle ertelenen talepler oldu. Bu yılı 30 milyar ytl civarında bir rakamla kapatırız. Ancak 2008 yılında portföyün 44 milyon ytl civarında olacağını ve kredilerdeki büyüme oranının da yüzde 42 olacağını tahmin ediyoruz.''
Eylülde hedef tutmadı
Denizbank konut finansman bölüm müdürü Barış Yılmazkaya, eylül ayında beklenen sıçramanın global endişe nedeniyle gerçekleşemdiğine dikkat çekerek, şu bilgileri verdi : ''Yurtdışında yaşanan mortgage sorunu Türkiye'yi psikolojik olarak etkiledi. Global endişe ile birkaç banka tüketici kredilerinde faiz artışına gitti. Faiz artışıyla birlikte tüketiciler eylül ayında almayı planladığı konut kredisinden vazgeçti.''
Esra Sahici
26 Eylül 2007 Çarşamba
Şekerbank'tan konut kredisi faizinde indirim
Şekerbank, 85-120 ay arası vadelerde konut kredisi faiz oranını yüzde 1,47'den yüzde 1,39'a indirdi.
Şekerbank'tan yapılan yazılı açıklamaya göre, Şekerbank'ın, konut kredilerinde diğer vadeler için uyguladığı faiz oranları ise 1-24 ay arası vadelerde yüzde 1,79, 25-72 ay arası vadelerde yüzde 1,66, 73-84 ay arası vadelerde yüzde 1,47, 121-180 ay arası vadelerde yüzde 1,47 ve 181-360 ay arası vadelerde 1,39 olarak sabit tutuldu.
Şekerbank'ın dolar ve avro endeksli kredilerinde de 84 aya kadar yüzde 0,65 faiz oranı geçerli olacak.
25 Eylül 2007 Salı
Anadolubank, konut kredisi faiz oranını indirdi
Anadolubank, konut kredisinde faiz oranını yüzde 1,34'ten yüzde 1,25'e çekerken, vadeyi ise 10 yıldan 15 yıla çıkardı.
Anadolubank Perakende Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Recep Atakan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Anadolubank'ın konut kredisi sabit faiz oranını, 180 ay vadede yüzde 1,25 olarak belirlediğini bildirdi.
Anadolubank'ın rekabetçi anlayışını sürdürerek yine piyasadaki en uygun sabit faiz oranını sunduğunu belirten Atakan, konut sahibi olmak isteyenlere daha büyük kolaylık sağlamak için, vadelerini de 10 yıldan 15 yıla çıkardıklarını belirtti.
Atakan, dolar ve euro cinsinden uygulanan konut kredi faiz oranlarını da indirdiklerini ifade ederek, bugün itibarıyla Anadolubank'ın, dolar ve euro cinsinden 120 ay vadedeki konut kredilerini yüzde 0,75 faiz oranı ile uygulayacağını kaydetti.
Açıklamada, bankanın konut kredisi sabit faiz oranının yanı sıra düşen faiz oranlarında da indirim uyguladığı belirtilirken, 10 yıl vadede sunulan ve yüzde 0,49'a kadar inen faiz oranının yüzde 1,34'ten, 5 yıl vadede yüzde 0,95'e kadar düşen faiz oranının ise yüzde 1,32'den başladığı belirtildi.
19 Eylül 2007 Çarşamba
Konutta durgunluğa 'şimdi al bir yıl sonra öde' formülü
İnşaat şirketleri konutta durgunluğun aşılması ve taleplerin ertelenmemesi için yeni çareler arıyor. İstanbul'da 3 lüks konut projesinde başlatılan uygulama ile peşinat ya da taksit 6-12 ay arası öteleniyor..
Emlak piyasalarında seçim belirsizliği ve faizlerin yüksekliği ile başlayan durgunluğa, dünyada yaşanan mortgage krizi tedirginliğinin eklenmesi ile konut üreticileri yeni çözüm arayışlarına girdi. Alıcıların nitelikli konuta ihtiyaç duyduğu halde taleplerini ertelediğini gören üreticiler, satışlarını ertelememek için eylül ayı ile birlikte alıcılara ödeme kolaylığı sunan kampanyalara girişti. Ağaoğlu, Emay İnşaat ve Yapı Endüstrisi'nin başını çektiği kampanyalarda "şimdi al bir yıl sonra öde" seçeneği sunuluyor.
Konut sektöründe peşinat ya da taksit erteleme uygulamasını ilk olarak Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Kiptaş ürettiği sosyal konutlarda hayata geçirmişti. Kiptaş ödeme gücü zayıf olanların hem taksit hem de kira ödememesi için halen sosyal konutlarda 18 aya kadar taksit erteleme imkânı tanımıştı. Böylece geçmiş yıllarda tüketicinin kredi kartı limitlerinin zorlanması nedeniyle perakende sektörünün bankalarla anlaşma yaparak hayata geçirdiği taksit erteleme-taksit atlatma uygulaması konut sektörüne de girmiş oldu.
Ağaoğlu ve Emay İnşaat teslim aşamasına gelen projelerindeki toplam 1400 konut için bankalarla anlaşarak kampanya düzenlerken Yapı Endüstrisi de henüz inşaatına başladığı 828 konutluk Başkaşehir projesinde başlangıçta sadece peşinatın yatırılmasını ve taksitlerin bir yıl sonra başlamasını yeterli gördü. Yapı Konut şirketi de kendi projesinde "Önce al-sonra sat" sloganlı kampanyasında benzer bir uygulamaya yöneldi ve ürettiği Arkeon Evleri'nden konut alanların eğer kendi evini satarlarsa bir yıl boyunca taksit ödemeleri gerekmediğini açıkladı.
45 günde satışı tamamlarız
Kampanya sahibi şirketler sonuçlardan umutlu. Yapı Endüstrisi'nin Başkaşehir projesinde 3 günde 150 konut satılırken kampanyaya pazar günü başlayan Emay İnşaat ve bir hafta önce başlayan Ağaoğlu'nun satış ofislerini de onlarca kişi ziyaret etti. Başkaşehir projesinin satış ve pazarlamasını üstlenen Konut Market Genel Müdürü Hakan Yener, projenin açıklanması ile birlikte hafta sonunda 500 kişinin bilgi almak için satış ofisine geldiğini söyledi. Yener, "Böyle giderse 45 günde tüm projeyi satmış olacağız" dedi.
Piyasaların 2 yıla yakın bir zamandır durgun olduğundan hareketle böyle bir kampanyaya başladıklarını anlatan Hakan Yener, piyasaların düzlüğe çıkacağına ve 2008 yılında altın çağını yaşayacağına inandıklarını ifade etti. Yener, "Bu inancımızı da taksiti 2008 yılına erteleyen bu kampanya ile göstermek istedik" dedi.
Başakşehir'de inşaatına başlanan Başkaşehir projesinde müşteri konut bedelinin yüzde 30'u kadar peşinatı yatırması halinde, aylık taksit ödemeleri 12 ay sonra başlayacak. Hakan Yener kredi taksitlerini erteleten bankaların yardımıyla bu sürenin 2 yıla kadar çıkabileceğini öne sürüyor. Dünyadaki mortgage krizi tedirginliğinin Türkiye'deki durgunluğu artırabileceğini belirten Yener, "Krizin derinliğini kimse tahmin edemiyor. Az da olsa bizim pazarımızı da etkileyebilir ama krizler gelip geçicidir ve gayrimenkule uzun dönemli yatırım yapan da hep kazançlı çıkmıştır" dedi.
Mevduatımıza faiz almadık
Emay İnşaat da tamamlanan 400 konutluk projesi KentPlus Mimarsinan için iki alternatifli plan hazırladı. Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Çağlar, kampanya amacının emlakta yaz durgunluğunu aşmak olduğunu ve bu yöntemin kendilerine banka tarafından önerildiğini söyledi. Çağlar ilanın yayımlanmasının üzerinden iki gün geçmesine rağmen müşterilerden gelen ilginin umut verici olduğunu da açıkladı. KentPlus'ta hemen taşınmaya müsait konutları alanlar, ya yüzde 20 tutarında peşinatı ödeyip taksitleri bir yıl sonra ödemeye başlayacak ya da taşınır taşınmaz taksitleri ödemeye başlayacak, peşinatı ise 2008'de ödeyecek. Projede 46 metrekarelik en küçük daireler 110-125 bin YTL, 137 metrekarelik en büyük daireler ise 250-290 bin YTL fiyat aralığında satılıyor.
Ağaoğlu da Ataşehir'de inşa ettiği MyWorld projesinde 31 Ekim'e kadar başvurulması halinde müşterileri taksitleri 7 ay erteleyecek bir kampanyaya davet ediyor. Toplam bin konutu içeren bu uygulamada, konut bedelinin yüzde 25'ini peşinat olarak verenler tapusunu alıp eve hemen taşınabiliyorlar.
Ağaoğlu Grubu Başkanı Ali Ağaoğlu, araba gibi hediyeler vererek de tüketicinin cezbedilebileceğini ama bunu maliyeti artıracağı için tercih etmediklerini söyledi. Ağaoğlu, "Onun yerine bankada tuttuğumuz mevduata faiz istemedik, o faiz gelirini müşterinin alım gücünü artırmak için kullanmayı seçtik" dedi.
Bu arada Yapı Konut tarafından Kurtköy'de gerçekleştirilen Arkeon Evleri projesinde de "Önce al-sonra sat" kredisi ile evini satıp yeni bir konut almak isteyenlere kampanya düzenleniyor. Arkeon Evleri'nde konut alanlar evlerini satarsa 1 yıl boyunca taksit ödemiyor. Ayrıca bu süre zarfında evini satanlar yüzde 2 erken kapama komisyonunu ödemeden kredisini kapatma imkânına sahip oluyor. Projede fiyatlar 239 bin euro ile 481 bin euro arasında değişiyor. 2004'te yapımına başlanan projede 230 konut teslim edildi, yaklaşık 100 konutun satışı ise sürüyor.
Taksit erteleyen bankalar da var
Konutta taksit erteleme seçeneği halen kredi pazarında payını artırmak isteyen Denizbank ve Milleniumbank gibi bankalar tarafından da müşterilerine sunuluyor. Finans sektöründe uygulamaya öncülük eden Denizbank'ın Konut Finansman Bölüm Müdürü Barış Yılmazkaya, uygulamaya müşterileri ile birlikte karar verdiklerini söyledi. Yılmazkaya, "Biz kendimizi para satan bir kuruluş olmaktan ziyade iş ortağı olarak görüyoruz. Bu nedenle bu tür durgunluk zamanlarında piyasanın nasıl canlandırılacağına ilişkin müşterimiz olan inşaat şirketleri ile birlikte oturup düşünüyoruz ve farklı alternatifler geliştiriyoruz" dedi. Son bir yılda konut kredisinde pazar payını en fazla artıran iki bankadan biri olan Denizbank, ağırlıklı olarak Toplu Konut İdaresi ve Kiptaş'ın konutları olmak üzere toplam 30 projede, taksiti veya peşinatı erteleme seçeneğini sunuyor.
Fiyatlarda şok düşüş olmaz
Mortgage krizi yaşayan ABD ve İngiltere'deki beklentilerin aksine Türkiye'de konut fiyatlarında düşüş beklenmiyor. Ali Ağaoğlu nüfusun yarısı gecekondularda yaşayan, evlerin yüzde 70'inin yenilenmesi gereken bir ülkede konut talebinin durmayacağını belirterek "Ne kredi pazarı ne de konut pazarı bu ülkelerle karşılaştıracak özelliklere sahip. Türkiye'de konut fiyatları zaten düşük seviyede" dedi. Türkiye'de konut fiyatlarının dünyadaki mortgage krizinden etkilenerek düşeceği beklentilerine katılmayan Hakan Çağlar da özellikle toplu konutlarda arsalardan dolayı en ucuz maliyetin lokasyona göre bin ile 1500 dolar arasında değiştiğini anlattı.
Çağlar, "Dolayısıyla nitelikli toplu konuta bu ülkede ihtiyaç devam ederken, açık kapatılamamışken, fiyatlarda aşırı düşüş beklenmemeli. Kaldı ki kimse zararına satış yapmak istemez ve bu fiyatların altına düşemez" dedi. Hakan Çağlar dünyada likidite bolluğu yaşandığını ve yabancı sermayenin kendisine alternatif aradığını da dile getirerek "Son yaşanan gelişmeler Türkiye'nin önemini artırabilir. Yabancı yatırımcı yüzde 20 kâr marjını bulduğu yere gidecektir. Bu nedenle Türkiye'yi izlemeye devam edecektir" diye konuştu. ABD-Avrupa sermayeli gayrimenkul şirketi PRAmerica'nın Türkiye'deki ortağı Eria İnşaat da fiyatlarda düşüş olmayacağını ve konut pazarına yatırım planlarını değiştirmeyeceklerini açıkladı. Eria İnşaat kurucularından Aytek Şavkan dış piyasalardaki hareketlerden dolayı satışların yavaşlayabileceğini ama bunun da geçici süreli olacağını söyledi.
Konut kredi faizi 2008'de yüzde 1'in altına iner
Merkez Bankası'nın geçen hafta sonu kısa vadeli faiz oranlarını yüzde 0,25 puan indirmesinin konut kredilerine de yansıması bekleniyor. Bankalar, halen yüzde 1,30 ile yüzde 1,53 aralığında seyreden uzun vadeli kredi faizlerini ilk etapta sembolik olarak düşürmeye hazırlanıyor, inşaat sektörü de gelişmeden dolayı iyimser.
Finansbank bireysel bankacılıktan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Mendi konut kredilerini yükselten bankaların yeniden faizlerini aşağı çekeceklerini söyledi. Kendilerinin de 1-2 puanlık faiz düşüşüne hazırlandıklarını belirten Mendi, olumlu trend devam ederse faizlerin 2008 yılının birinci çeyreğinden itibaren yüzde 1'in altına ineceğini ifade etti. Anadolubank Perakende Pazarlama ve Mevduat Bölümü Müdürü Sarp Akkartal da banka olarak faiz indiriminde erken davrandıklarını ve kredi faizlerini 1,39'dan 1,34'e indirdiklerini söyledi.
Kredi kullanımı artmaz
Diğer bankaların da faiz oranlarını aşağı çekeceklerine inandığını anlatan Akkartal, bunun kredi kullanım oranlarını artırmayacağını da ifade etti. Merkez Bankası'nın faiz indiriminin devam ettiği ve dünya piyasalarının izin vermesi durumunda konut kredi faiz oranlarının yıl sonuna doğru yüzde 1,30'ların altına esneyeceğini belirten Akkartal, ama yüzde 1'lik faizlerin 2008 yılının ortalarına kadar görülemeyeceğini öne sürdü.
Avrupa Konutları Pazarlama Direktörü Ediz Giray faiz indiriminin Merkez Bankası'nın eğilimini göstermesi açısından önemli olduğunu dile getirerek bankaların da bu eğilimi iyi okuyup faiz ayarlayacaklarını söyledi. Giray, faiz indirimlerinin konut piyasasının canlanması için gerekli olduğunu da açıkladı..
ABD'den mortgage krizine yarım puanlık faiz indirim ilacı
ABD’de başlayıp bütün dünyayı etkisine alan mortgage krizinin önüne geçmeyi amaçlayan ABD Merkez Bankası (FED), faizleri yarım puan indirerek, 5.25’ten 4.75’e çekti. Faiz oranları Ekim 2006’dan bu yana yüzde 5.25 seviyesinde tutuluyordu..
Canlandırma politikası
Analizciler, FED’in dünya ekonomisini de sarsan emlak piyasalarındaki darboğazı önlemek ve ekonomik sarsıntılardan dolayı kredilerdeki zor durumu önlemek için faiz oranlarını bu denli indirdiği görüşünü paylaşıyor. Bu görüşe göre parayı daha ucuza alacak olan insanlar daha çok harcayacak ve yatırım yapacak. Bu da ekonomiyi yeniden canlandıracak. Bazıları FED’in enflasyonu kontrol etmeye odaklanarak faiz oranlarını yerinde tutmasını istiyordu. Faiz oranlarındaki yarım puanlık düşüşün enflasyonu ateşleyeceği ve inişli çıkışlı bir seyir gösteren emlak piyasalarına ucuz para pompalayacağı belirtiliyor. Fakat enflasyondan korkanlar için iyi haber İstatistik Kurumu’ndan geldi. Açıklanan rakamlara göre üretici fiyat endeksi yüzde 1.4’e düştü. Bu da 2006 ekim ayından bu yana yaşanan en büyük düşüş. FED dünkü açıklamasını bir günlük politika toplantısından sonra yaptı. Toplantının yatırım bankalarından gelen üçüncü çeyrek sonuçlarının açıklandığı gün yapılması dikkat çekti. Yapılan açıklamalarda yatırım bankalarının sanılandan daha az sarsıntı geçirdiği ortaya çıkmıştı. FED Haziran 2004’teki tarihi dip nokta olan yüzde 1’den bu yana faiz oranlarını sürekli olarak yükseltti. Faiz oranları 17 artıştan sonra 2006 ekim ayından beri yüzde 5.25’te sabit tutuluyordu. FED dört yıl aradan sonra ilk kez faiz indirimi kararı almış oldu. Banka ayrıca, kasım 2002’den beri ilk kez yarım puanlık indirim yapmış oldu.
Cesur karar
Dört yıldır ilk kez faiz indirimine giden FED’in faizlerde 0.25’lik indirime gitmesi piyasa uzmanları tarafından bekleniyordu ancak, yarım puanlık düşüş ABD Merkez Bankası için "cesur bir karar" olarak algılandı. FED’in faiz indirim kararının, dünya piyasaları ve merkez bankaları üzerinde rahatlatıcı bir etki yaratması bekleniyor.
Wall Strett’te sert yükseliş
FED’in kararının ardından Amerikan Dow Jones endeksi kelimenin tam anlamıyla uçarak 200 puan yükseldi. Standard & Poors 500 endeksi de yüzde 1.59 arttı. Nasdaq da yüzde 1.56 artış gösterdi. Uzmanlar FED’in faizi değiştirmemesi halinde, piyasalarda büyük bir hayal kırıklığına yol açacağına kesin gözüyle bakıyorlardı.Uzmanlara göre, FED faizi indirmeseydi, henüz ciddi bir risk olmayan durgunluk olasılığının artması söz konusuydu. Uzmanlar, yarım puanlık faiz indiriminin ise FED’in enflasyonla mücadelesiyle çeliştiğini ancak merkez bankasının bu indirimle enflasyondan çok büyümeyi önemsediği mesajını verdiğini belirtiyorlar.
Gözler FED’deydi
ABD’de başlayıp bütün dünyayı etkisine alan mortgage krizi ise yayılmaya devam ediyor. Hedge fonlarının ardı ardına batmasıyla krizin Avrupa kıtasındaki bankalara sıçraması piyasaları endişelendiriyor. Son olarak İngiltere’nin en büyük 5’inci bankası Northern Rock’un zor duruma düşmesi ve İngiliz Merkez Bankası’ndan mali destek alması endişeleri artırdı. Böyle bir ortamda dünya piyasalarının gözü FED’in faiz toplantısındaydı. FED’in 7 Ağustos’ta gerçekleştirdiği son toplantıdan bu yana para piyasalarında yaşanan çalkantı ve reel ekonomiyle ilgili olumsuz veriler, FED’in faizi indireceği yönünde güçlü bir beklenti oluşturmuştu.
Bu bir ’önleyici vuruş’
FED faiz oranlarında indirime gitme kararının ardından yaptığı açıklamada bu hareketin piyasalardaki telaşın giderilmesi için "önleyici bir vuruş" olduğunu belirtti. "Düşman seni vurmadan sen onu vur" anlamına gelen bu tabir, Bush yönetimi tarafından 11 Eylül saldırıları sonrası Irak ve Afganistan’a yönelik savaşlar için kullanılmıştı. "Bugünkü karar finans piyasalarındaki karışıklıkların yol açabileceği daralmış bir ekonominin kötü etkilerini bertaraf edebilmek ve orta düzeyde bir büyümeyi sağlayabilmek için alınmıştır" denen açıklamada FED’in hala ekonominin enflasyon riskiyle karşı karşıya olduğunu bildiği vurgulandı. Açıklamada "Komite ekonomik beklentiler konusundaki gelişmeleri ve etkilerini değerlendirmeye devam edecek ve fiyat istikrarı ile sürdürülebilir ekonomik büyümeyi desteklemek için gereken herşeyi yapacaktır" ifadesi kullanıldı.
12 Eylül 2007 Çarşamba
Mortgage krizi OPEC'i ikilemde bıraktı
Finans piyasalarını sarsan mortgage krizi, Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilatı'nı (OPEC) da sıkıntıya soktu. Üretim kotalarını görüşmek üzere yarın Viyana'da toplanacak olan OPEC'i, yüksek riskli konut piyasasının finans piyasalarında yarattığı sarsıntı nedeniyle zor bir karar bekliyor.
Uzmanlara göre OPEC'in kotalara dokunmaması, fiyatların yüksek seyretmesine neden olarak ABD ekonomisini resesyona sürükleyebilir. Fiyatları aşağı çekmek için üretimi artırması ise, ekonomik yavaşlamaya bağlı olarak talebin azaldığı bir dönemde fiyatların tahminlerin çok ötesine gerilemesine yolaçabilir.
Ağustos ayında gerileyen ham petrol fiyatları yeniden yükseleşe geçerek geçtiğimiz hafta New York'ta 77.23 dolara kadar çıktı. Petrol fiyatlarının yükselmesinde ABD'de stokların azalması, Atlantik'teki fırtınalar ve Ortadoğu'daki gerilim etkili oldu. Normal olarak fiyat artışının önüne geçmek için OPEC'in üretim kotasını artırması bekleniyordu. Ancak küresel finans piyasalarındaki belirsizliğin ekonomiye olumsuz etkisinin petrol talebini düşürebileceği endişesiyle OPEC'in yarınki toplantısında petrol üretim seviyesini koruması bekleniyor.
Uzmanlara göre OPEC, küresel ekonominin yavaşlamasına paralel olarak talebin azaldığı bir dönemde üretimi artırmaktan kaçınacağı belirtiliyor. Uzmanlar, OPEC daha önceki finans krizlerinden dersini almış göründüğünü; çünkü OPEC, Asya krizinin başlamak üzere olduğu Kasım 1997'da üretim kotasını yüzde 10 artırma kararı almış, fakat küresel ekonomik durgunluk korkusu ve ılıman kış mevsiminin etkisi bir araya gelince, petrol fiyatları varil başına 20 dolardan 10 dolara kadar gerilemişti.
Uzmanlar OPEC'in aynı hatayı bir kez daha tekrarlamak istemediğini belirtiyorlar. OPEC'in ağustosta yayınlanan aylık raporunda, "Son haftalarda ekonomide yaşanan yavaşlama, yılın ikinci yarısında petrol talebini aşağı çekebilir" uyarısı yapılmıştı.
OPEC Genel Sekreteri Abdalla El Bedri, finans piyasalarını etkisi altına alan mortgage krizinin ekonomiye etkisinin geçici mi olacağı, yoksa daha ciddi sorunlara mı yol açacağını OPEC'in 5 Aralık tarihindeki toplantısına kadar netleşeceğini umduklarını söyledi.
Diğer tarafantan ise, petrol fiyatlarının yüksek seyretmesinin, mortgage kriziyle sarsılan Amerikan ekonomisini daha da yavaşlatabileceği ve Amerikan ekonomisindeki yavaşlamanın 'dünya ekonomisinde deprem yaratabileceği' uyarısı da yapılıyor. Ancak uzmanlar, OPEC'in şimdilik Amerikan ekonomisindeki durgunluk olasılığından çok, 'durgun talebe karşı üretimi atırmanın' yanlış olacağını gözönünde bulundurarak adım atacağını söylüyor.
Ham petrolün küresel ekonomi üzerindeki etkisi
Petrol fiyatlarındaki artış 1970'lerin ortasında, 1980'lerin başında ve 1990'ların sonlarında yaşanan küresel ekonomik çöküntüyle doğurdan bağlantılı iken, uzmanlar artık petrol fiyatlarıyla ekonomik durgunluk arasındaki bağın koptuğunu düşünüyor. 2006 yılında ham petrolün varili fiyatı 80 dolara yaklaşıp, daha sonraki 12 ay içinde 50 doların üzerinde seyrederken, dünya ekonomisi oldukça güçlü bir performans sergiledi. Uluslararası Para Fonu'nun geçtiğimiz nisan ayında yayınladığı bir raporda da, 1973-74'te olduğu gibi arz yetersizliği nedeniyle petrol fiyatlarında meydana gelen artış ile son beş yılda olduğu gibi petrol talebinden kaynaklanan fiyat artışları arasında büyük bir ayrım olduğunun altı çizildi. Bahsi geçen ikinci durumdaki fiyat artışlarından, başta Çin olmak üzere gelişmekte olan ülkelerin talebinin yükselmesinin etkili olduğu belirtilirken, bu tip fiyat artışlarına yavaşlayan bir ekonominin aksine hızlanan bir ekonomik büyümenin eşlik ettiği belirtildi.
Fakat bazı uzmanlar, petrol-ekonomi ikilisine son zamanlarda fazla iyimser yaklaşıldığını düşünüyor. Bu uzmanlara göre, yüksek petrol fiyatları Amerikalı tüketici üzerinde baskı yaratarak, tüketici harcamalarını ve güvenini azaltabilir. Bu da, mortgage krizinin kökeninde yatan hanehalkı bütçesine ilişkin korkuları artırabilir.
10 Eylül 2007 Pazartesi
Mortgage şirketleri personel azaltıyor
ABD’nin en büyük mortgage kredisi sağlayan şirketi Countrywide büyük bir işten çıkarma operasyonuna başlıyor..
Kaliforniya merkezli Countrywide’ın CEO’su Angelo Mozilo 12 bin kişinin işine son vermek zorunda olduklarını açıkladı. Bu rakam şirketin toplam iş gücünün 5’te birine denk geliyor. Mozilo ABD emlak piyasasında yaşanan fiyat gerilemesi ve mortgage kredisini ödeyemeyenlerin sayısındaki artışın şirketi çok kötü etkilediğini belirtti. Geçtiğimiz haftalarda Countrywide 11.5 milyar doların üzerinde borçlandı ve Bank of America’ya 2 milyar dolarlık hisse satarak, perakende bankacılık ve kredi verme işlerini sürdürmeyi hedefledi. Son paftalarda bin 400 kişinin işine son verilen şirketin temmuz ayında çalışan sayısı 31 bin civarındaydı.
09 Eylül 2007 Pazar
15 günde talep yüzde 20 arttı
Finans ve gayrimenkul uzmanları seçim sonrasını değerlendirdi
Temmuz ayının son haftası gerçekleştirilen genel seçimlerde AKP’nin oy çoğunluğu ile ikinci kez iktidara gelmesi konut sektöründe ertelenen talebi yeniden harekete geçirdi. Gayrimenkul yatırımı yapmak için seçim sonuçlarının açıklanmasını bekleyenler, zaman kaybetmeden bankalar, emlakçılar ve inşaat şirketleri ile temasa geçmeye başladı. Bunun sonucu olarak seçimlerden sonraki iki hafta boyunca hem kredi kullanımında hem de konut satışlarında ortalama yüzde 20’lik artış yaşandı. Finans ve gayrimenkul uzmanları Cumhurbaşkanlığı seçimi, yaz tatili ve ramazan ayının sona ermesiyle birlikte yılın son çeyreğinde faizlerin düşeceğini, buna bağlı olarak da kredi kullanımı ve satışlardaki artışın yüzde 50’yi bulabileceğini tahmin ediyorlar.
Seçimler nedeniyle uzun bir süredir ertelenen konut talebi yeniden canlanmaya başladı. Bu canlılık kuşkusuz genel seçimlerde AKP’nin ikinci kez tek başına iktidar olması sonucu piyasalarda oluşan "siyasi ve ekonomik istikrar devam edecek’ beklentisinden kaynaklandı. Piyasalarda iyimser havanın oluşmasına ek olarak seçimin hemen ardından bankaların kredi faizlerinde indirime gitmesi ve konut fiyatlarında dövize bağlı olarak artış yaşanmaması da ertelenen talebi ortaya çıkardı. Bunun sonucu olarak seçimden sonraki iki haftada hem kredi kullanımı hem de konut satışlarında ortalama yüzde 20 civarında artış yaşandı.
Büyüme hızı yüzde 10 arttı
Finans cephesinde seçimden iki hafta önce konut kredilerinde haftalık portföy büyüme hızı 195 milyon YTL iken, seçimden sonra temmuz ayı sonu itibariyle haftalık büyüme hızı 220 milyon YTL’ye ulaştı. Böylece haftalık büyüme hızında yüzde 10 artış yakalandı. Seçim öncesi tüketicilerin tedirgin bekleyişlerinin sona erdiğine dikkat çeken bankacılar, "Seçimler nedeniyle gayrimenkul sektörü de dahil olmak üzere birçok sektörde bekleyiş gündeme geldi. Özellikle gayrimenkul sektöründe satışlar bıçak gibi kesildi" dediler.
Seçimler başta olmak üzere bankacılık sektörünün konut kredilerine uyguladığı faiz oranları da taleplerin ertelenmesinde önemli rol oynadı. Seçimlerde beklentilerin üzerinde bir oy çoğunluğu ile AKP’nin ikinci kez tek parti olarak iktidara gelmesiyle birlikte bankacılarda düğmeye bastı. Böylece bankacılık sektörü bireysel kredi faiz oranlarını indirmeye başladı. Konut kredisinde faiz oranları en düşük 1.29’a kadar gerilerken, ortalama faiz oranı 1.30 seviyesine indi.
Talep yüzde 20 arttı
22 Temmuz seçimin ardından düşüşe geçen faizle birlikte seçim riskini üzerinden atan tüketicilerde hızla taleplerini gündeme getirdi. Böylece seçimden sonraki ilk hafta tüketiciler konut alımına yöneldi. Bu taleple birlikte sektörde bankalardan kullanılan kredi talebi de yaklaşık yüzde 20’ye varan artış yakaladı. Böylece temmuz sonu itibariyle de toplam kredi portföyü de 26 milyar 267 milyon YTL düzeyine ulaştı.
Gayrimenkul sektöründe ise seçimden sonraki ilk günlerde inşaat şirketleri ve emlak kuruluşlarıyla temasa geçen yatırımcılar, iki hafta içinde alım-satım işlemlerini gerçekleştirmeye başladı. Biriken talebin ortaya çıkmasıyla hareketlenmeye başlayan sektörde, satışlardaki artış şimdiden yüzde 15-20’ye ulaştı.
Asıl hareket sonbaharda
Seçimlerin ardından yüzde 15-20’lik hareket yaşanan sektörde asıl canlılık Cumhurbaşkanının seçilmesi, yaz ve tatil döneminin bitmesi ve Ramazan Bayramı’nın geçmesinin ardından başlayacak. Temmuz ayında hareketlenen satışların ağustos ve eylül aylarında daha da hızlanması beklenirken, sonbahar aylarında bu artışın yüzde 50’lere kadar ulaşması hedefleniyor. Ancak uzmanlar seçimler nedeniyle biriken talebin önümüzdeki aylarda fiyat artışına yol açacağı uyarısında da bulunuyor. Eylül ayında yeni fiyat ayarlamalarının yapılacağını hatırlatan gayrimenkulcüler, yatırım yapacakların bu dönemi iyi değerlendirmesi gerektiğinin altını çiziyor.
Finans cephesi ise kredi kullanımının yavaşta olsa artmaya başladığına dikkat çekerek, Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasında kredi kullanımında artışın hızlı olacağını dile getiriyor. Faiz indirimlerinin devam edeceği konusunda hemfikir olan bankacılar, yıl sonunda konut kredi faiz oranlarının ortalama yüzde 1.20 seviyesine kadar gerileyebileceğini söylüyor. Bankacılara göre faizlerin bu seviyeye inmesiyle birlikte haftalık konut kredi büyüme hızı da 300 milyon YTL düzeyine ulaşabilir.
Seçim sonrası talep canlanmaya başladı
Seçimler nedeniyle kredi ile konut alımlarında tüketicilerin beklemede olduğunu dile getiren Yapı ve Kredi Bankası Konut Finansman Bölüm Başkanı İsmet Erdem, şunları söyledi: "Seçim sonrasında konut kredi faizlerinde küçük çaplı indirimler geldi. Bekleyen talep cılızda olsa harekete geçti. Yavaş yavaş canlanmayı görüyoruz. Bu seçimden sonraki haftanın sonucuydu. Bundan sonra Cumhurbaşkanlığı seçimin netleşmesiyle son çeyrekte faizler düşüşe devam edecektir. Faiz düşüşüyle birlikte kredi kullanımı hızlanacaktır. Bankamızdan örnek verecek olursak seçimden sonra kredi kullanımında yüzde 30 artış gündeme geldi."
Cumhurbaşkanlığı seçimi ciddi engel
Han Yapı Genel Müdürü Ertuğ Yaşar, "Genel seçimlerin tek parti iktidarı ile bitmesinin, gayrimenkul sektöründe yaşanan durgunluğa neden olan bazı etmenleri ortadan kaldıracağını düşünüyoruz. Ancak piyasaların önünde ciddi bir engel olarak cumhurbaşkanlığı seçimleri duruyor. Eğer cumhurbaşkanlığı seçimleri de sorunsuz bir şekilde atlatılırsa sektörün önünün açılacağını öngörebiliriz" dedi.
Alternatif yatırım aracına dönüştü
Seçimlerden sonra gayrimenkul sektöründeki hareketlenmeyi hemen hissettiklerini söyleyen Re/Max Türkiye
Genel Müdürü Murat Goldştayn, "Seçimin ardından ilk günler itibarıyla hareketlilik hissedildi. Sektör temmuzun sonunda iyice hızlandı. Seçimlerde istikrarın ortaya çıkması yatırımların çok daha rahat bir şekilde devam etmesini sağlıyor" dedi. Sonbahar aylarında ise sektörün daha da hızlanacağını belirten Goldştayn, "Yatırım almanın tam zamanı. Konut kredisi faizleri düştükçe çok daha fazla insan konut sahibi olacak. Gayrimenkul fonları da gelişiyor. Eskiden döviz ve borsa bir alternatifken son yıllarda gayrimenkul alternatif halini aldı. Gayrimenkul şu anda sağlam bir yatırım" diye konuştu.
Alım gücü olan bu fırsatı kaçırmasın
Özellikle geçtiğimiz haftadan beri Gayrimenkul Danışma Hattı’na yapılan başvuruların sayısında bir hareket gözlemlediklerini söyleyen Century 21 Türkiye, Almanya ve Balkanlar Bölge Direktörü Ahmet Rauf Saatçi, "Konut satma talebi ile başvuranlar daha fazla. Ticari Gayrimenkul kiralama taleplerinde de bir hareketlilik var. Ancak seçim öncesine göre piyasa çok hareketlendi demek için biraz erken. Ağustostan sonra satın alma ve kiralama işlemleri biraz daha artacak, sözü edilen canlılığın ise 2008’de oluşağı yönünde bir beklenti var" dedi. Şimdilerde konut seçimi için alternatiflerin fazla olduğunu belirten Saatçi, alım gücü olanların bu dönemi değerlendirmesi gerektiğinin altını çiziyor.
Eylül’den sonra asıl hareket başlar
Gayrimenkul sektöründe hareketlerin yavaş yavaş başladığını söyleyen Bostancı City Satış ve Pazarlama Müdürü Nur Eğilmez, "Henüz tüketicilerin beklentileri bitmedi. Gayrimenkul alımı yapacak olanlar cumhurbaşkanlığı seçimi, mortgage sisteminin oturması ve konut kredilerinin düşmesini bekliyor" dedi. Eylül ayında yeni fiyat ayarlamalarının yapılacağını söyleyen Eğilmez sözlerine şöyle devam etti: "Son günlerde dolarda düşüş var. Durgunluktan sonra bir fiyat artırımı yapılmadı ve konut kredileri de iyi bir seyir izliyor. Bu dönem gayrimenkul alımı yapacaklar için büyük bir fırsat sunuyor. Fiyatların ayarlanacağı eylül ayına kadar bu avantaj ortamı devam edecektir. Ramazan ayının ardından ise asıl hareketin başlamasını bekliyoruz."
Talep patlaması bekleniyor
Eston Genel Müdürü Salih Kuzu, "Seçimden sonraki ilk hafta alım hareketi başladı. Bu hafta daha da yoğun bir hareket görüyoruz. Gayrimenkul sektöründe genel trend seçimin geçmesini beklemekti. Seçim sonrasında ise tatil rehavetine girildi. Eylülle birlikte güçlü bir alışın başlayacağının sinyallerini alıyoruz" dedi. Marmara Depremi’nin ardından sektörde talebin durduğunu ve ardından birikmiş talebin patladığını hatırlatan Kuzu, "Seçim öncesinde durgunlaşan gayrimenkulde talep birikiyor. Deprem zamanında olduğu gibi yine bir talep patlaması yaşanacak" diye konuştu.
Belirsizlik havası ortadan kalktı
Seçimlerin ardından başlayan yeni dönemde hükümetin kurulmasıyla birlikte konut sektöründe yeniden bir hareketlenme beklediklerini söyleyen Dumankaya İnşaat Pazarlama Direktörü Ufuk Kayador, şöyle konuştu: "Bu bağlamda, geçtiğimiz dönemde gerek makro ekonomik açıdan ve gerekse ticaret kesiminde kaydedilen olumlu gelişmelerin paralelinde oluşan istikrar ortamının devam etmesini beklemek doğal olacaktır. Ülkemizde konut açığı yüksek seviyelerde ve arz bu yüksek seviyelerdeki talebi tam olarak karşılayamıyor. Seçim sonuçlarıyla belirsizlik havası ortadan kalktı ve yatırımcılar tekrar konut alımına yöneldi."
Çok ihtiyatlı hareket ediliyor
Seçim sonucunu bekleyen gayrimenkul sektörünün Ağustos ayında hareketlenmeye başladığını söyleyen Yapı Endüstrisi Yönetim Kurulu Başkanı Suha Yılmaz "Önümüzdeki günlerde hükümetin kurulması ve özellikle cumhurbaşkanlığı seçimi alıcıların taleplerinde ihtiyatlı hareket etmesine yol açıyor. Asıl canlanmanın Eylül başında başlayacağını tahmin ediyoruz. Talebin canlanması ile birlikte fiyatların artacağı düşünülürse şu anda gayrimenkul almak için daha uygun bir dönem olduğunu düşünüyorum" dedi.
Ertelenen talep gündeme geldi
Seçimin ardından konut kredi talebinde artış olduğunu anlatan Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ali Fuat Erbil şu bilgileri verdi: "Tüketicilerin bekleyen talebi seçim sonrası gündeme geldi. Çünkü seçimle birlikte siyasi belirsizlik ortadan kalktı. Tek parti ile istikrarın devam edeceği beklentisi piyasalara yansıdı. Bu da doğrudan konut kredi talebini etkileyen unsur oldu. Türkiyede piyasalar herzamankinden daha fazla global piyasalara bağlı hareket ediyor. Burada ciddi sıkıntılar olmadığı takdirde konut kredi talebi artarak devam edecektir."
2008’de beklenen ivme yakalanır
Gayrimenkul sektörünün, seçimin hemen ardından reaksiyon verecek kadar duyarlı olmadığını söyleyen Turyap Yönetim Kurulu Üyesi Başak Soner, "Siyasi ve ekonomik istikrarın pozitif etkileri tüm sektörlere olduğu gibi gayrimenkul sektörüne de yansıyacaktır. Dengelerin oluşması, taşların yerine oturması zaman alır" dedi. Sıcakların ve ramazan ayının sonrasında konut alım satımında gözle görülür bir hareketliliğin başlayacağını söyleyen Soner, "2007’nin sonlarına doğru açılacak olan piyasa, 2008’de beklediğimiz ivmeyi yakalar. Gerek yabancı yatırımcı, gerekse yerli yatırımcı açısından risk faktörü azaldı. Ortam yatırım yapmak için son derece uygun" diye konuştu.
Esra Sahici - Meltem Kara
06 Eylül 2007 Perşembe
ABD'de konut satışları dibe vurdu piyasalar tedirgin
ABD'deki mortgage krizinin daha ne kadar süreceği ve boyutlarının ne olacağı tartışılırken OECD Baş ekonomisti Jean-Philippe Cotis karamsar konuştu. Krizin daha süreceğini söyleyen ekonomist, ABD ekonomisinin de yavaşlayacağını belirtti.
Paris merkezli Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), ABD ekonomik büyüme beklentisini düşürürken, global finans piyasalarında çalkantıya yol açan konut ve mortgage piyasasındaki sorunların beklentilere henüz yansıtılmadığını açıkladı. OECD'nin baş ekonomisti Jean-Philippe Cotis yaptığı yazılı açıklamada, ABD'de yüksek riskli mortgage kredilerindeki geri dönüş sorunlarından kaynaklanan krizin ekonomiye ne boyutta bir ek zarar getireceğini değerlendirmenin şu aşamada mümkün olmadığını belirtti. Cotis, ABD'deki emlak piyasasındaki krizin devam etmesini beklediklerini ancak ne kadar süreceğinin belli olmadığını da açıkladı.
Birçok ülke için güncellenmiş büyüme tahminlerini açıklayan kuruluş, ABD'nin gayrı safi yurtiçi hasılasının (GSYH) bu yıl öngörüldüğü gibi yüzde 2,1 değil, yüzde 1,9 olacağını öngörüyor. Aynı zamanda, 3'üncü ve 4'üncü çeyreklerdeki büyümenin, nisan-haziran dönemindeki sürpriz şekilde güçlü gelen rakamların ardından çok daha düşük olacağı tahmin ediliyor.
Yatırımcıyı kurtarmak için faiz indirilmemeli
"Aşağı yönlü riskler daha da kötüleşti" diyen Cotis, Reuters haber ajansı ile yaptığı söyleşide ise kuruluşun, ABD'de resesyon olacağını beklemediğini ancak bu ihtimali yok saymadığını da belirterek, ABD Merkez Bankası'nın (FED) faiz indirimini çok geciktirmeyeceği beklentisinde. Piyasalarda 18 Eylül'de yapılacak Federal Açık Piyasa Komitesi toplantısından faiz indirim kararı çıkacağı beklentisi zirve yapmış durumda. OECD yetkilisi, geçen cuma FED Başkanı Ben Bernanke'nin yaptığı açıklamaya destek vererek faiz politikasının ekonominin temellerine dayanması gerektiğini söyledi ve yetkilileri aşırı risk alan piyasa aktörlerini kurtarmak için para politikalarını gevşetmemek gerektiği konusunda uyardı. Cotis, merkez bankalarının likidite operasyonlarının para politikasından farklı olduğunu da belirtti. Ekonomist "Merkez bankaları yalnızca risk alanları kurtarmak için faiz indirirse etik bir tehlike söz konusu olur" diye konuştu.
Bernanke de geçen cuma yaptığı açıklamada FED'in görevinin aşırı risk altına giren ve bu yüzden zarara uğrayan yatırımcıları kurtarmak olmadığını vurgulamıştı. FED, ağustos başında başlayan likidite daralmasını rahatlatmak için piyasaya nakit enjekte etmekten iskonto faiz oranlarını yüzde 0,50 indirmeye kadar çeşitli yöntemlere başvurdu. Bernanke'nin finans piyasalarında yaşanan krizin reel ekonomiye sirayet edeceğine dair işaretler olmadığı sürece yüzde 5,25 seviyesindeki gösterge faiz oranını indirmeye yanaşmayacağı belirtiliyor.
Avrupa'da enflasyon baskısı artacak
OECD, önde gelen sanayileşmiş ülkeler için yaptığı ekonomik tahminlerde ayrıca, gerek Japonya'da gerekse de 13 ülkeden oluşan Euro Bölgesi'nde faiz oranlarının şimdilik artırılmaması gerektiğini belirtti. OECD'nin önerisi, para politikasını sıkılaştırmak için piyasaların yatışmasının beklenmesi yönünde. Yılın 2'nci çeyreğindeki düşük büyüme performansının kendilerini şaşırttığını söyleyen Cotis, "Euronun zirvede olduğu dönem galiba artık geride kaldı" derken yine de Euro Bölgesi'nde enflasyon baskısının ciddi şekilde artmasını beklediklerini de vurguladı.
Ekonomist, ABD'nin cari açığı yüksek seviyede kaldığı sürece doların değerinin düşük seyretmesinin de normal olduğunu ekledi.
Euronun değerinin yüksek olmasıyla ilgili farklı görüşler var. Önceki gün New York'taki bir konferansta konuşan Nobel ödüllü ekonomist Robert Mundell, Avrupa'nın ortak para birimindeki yükseliş devam ederse deflasyon tehlikesi olduğunu açıklamıştı. Euro Bölgesi'ndeki gelişmeleri Japonya'nın 1985'te yenin yükselmesine izin vermesinden sonra yaşanan döneme benzeten Mundell, ekonominin hızlı büyümemesi nedeniyle tedirgin..
Değişken faiz konutta tutmadı
Uzun vadeli konut finansman sistemi Mortgage’le birlikte devreye giren değişken faiz uygulaması, Türkiye’de tutmadı. Ev sahibi olmak isteyenler, tercihini sabit faizden yana kullanınca, bankalar şimdilik değişken faizi rafa kaldırmak zorunda kaldı.
Konut kredilerinde mortgage’nin yasalaşmasıyla birlikte gözler piyasaya yeni gelecek olan ürünlere çevrildi. Sabit faizli kredi kullandırımının devam ettiği mortgage tüketicileri değişken faizle tanıştırdı. 1 Haziran tarihinden kullanıma sunulan değişken faiz ilk günlerde birçok tüketici tarafından inceleme altına alındı. Fakat Temmuz ayında ABD’de yüksek riskli mortgage kredilerine dönük yaşanan sorunların global piyasaları tehdit etmesiyle birlikte bankacılar bu ürünü hemen rafa kaldırdı. Ancak, bu kararda asıl etkiyi, Türk tüketicilerinin uzun vadeli borçlanmalarda ayağını sağlam basıp, her ay ödeyeceği taksidin önceden bilmek istemesi yaptı.
Beklenen hız yakalanamadı
AKP’nin yüzde 46 oy çoğunluğu ile ikinci kez iktidar olmasının ardından piyasalarda esen bayram havası, temmuz ayında yaşanan global dalga ile temkinli bekleyişe döndü. Global dalganın etkisiyle bono faizleri hızla tırmanışa geçerken, tüketiciler bu dönemde borçlanmaktan uzak kalmayı tercih etti. Sektör özellikle cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasında konut kredi kullanımında sıçrama beklerken, global dalga bu beklentinin gerçekleşmesinin önünde engel oldu. Ancak dalgalanma nedeniyle konut sektöründe de fiyatların artışa geçmemesi, yatırım amaçlı düşünen tüketicileri "Bu dalga Türkiye ekonomisine darbe vurmaz" diyerek, kredi kullanmalarını sağladı. Bazı kesim ise temkinli bekleyişine devam etti.
Değişken faize ilgi yok
Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasında enflasyonda ve buna paralel olarak faizlerdeki düşüşle değişken faize sıcak bakmaya başlayan tüketicileri ise bu hevesinden anında vazgeçti. Dalgalanma ile bono faizlerinde yükseliş ve ’bundan sonra neler olabilir’ sorusunun olumsuz cevapları tüketicilerin sabit faiz ya da bir süre daha bekleme tercihine neden oldu. Bankacılar, "Şu konjonktürde değişken faize müthiş bir talep geleceğini düşünmüyoruz" derken, bu ürünün opsiyon olarak rafta kalacağını savundu. Reel faizlerin değişekn faizin işlerlik kazanması için çok yüksek olduğunu savunan bankacılar, "Değişken faize talebin olması için global reel faizin düşmesi ve tüketicilerin önünüzdeki 2-3 yılı çok net görebiliyor olması lazım. Dolayısıyla değişken faiz ilk etapta toplam konut kredileri içinde yüzde 5 pay alabilir" yorumunu yaptı.
Dalga beklenen artışı sınırladı
Global dalgalanma öncesinde de değişken faizli konut kredisine yüksek talep olmasını beklemediklerini belirten Yapı ve Kredi Bankası, Konut Finansman Bölüm Başkanı İsmet Erdem, "Değişken faiz ürününe teorik ve teknik olarak hazırız. Hem enflasyon düşüşüne hem de buna paralel olarak faizlerin düşüşüne endeksli bir ürün. Dolayısıyla uzun vadede ekonomide herşeyin olamlu olduğunu düşenen ve ekonomiyi yakından takip edenlein talep edeceği bur ürün. Bu üründe faizin üst limiti ise yüzde 4 düzeyinde. Tabiki dalgalanma bu ürüne ilgisi olan tüketiciyi uzaklaştırır. Ancak dalgalanma öncesinde de bu ürünün toplam krediler içindeki payı oldukça sınırlıydı. Sabit faizle kredi kullanımı ise devam ediyor. Burada bir düşüş yok. Ancak seçimler sonrasında beklenen sıçrama olmadı. Özellikle Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra talepte artış bekleniyordu. Ama buna ulaşılamadı. Dalgalanma beklenen talep artış hızını düşürdü" dedi..
05 Eylül 2007 Çarşamba
Türkiye Finans konut kredisi kâr oranını düşürdü
Katılım bankası Türkiye Finans, seçim sonrası ekonominin yeniden istikrarlı bir havaya kavuşmasına paralel olarak YTL’nin döviz karşısında yeniden değer kazanması üzerine konut kredisi kâr oranlarında indirime gitti.
Türkiye Finans’ın, en uzun 36 ay vadede 50 bin YTL’ye kadar olan konut kredileri için kâr oranı yüzde 1.29, 100 bin YTL’ye kadar olan kredilerde ise kâr oranı yüzde 1.39 olarak belirlendi.
Türkiye Finans Genel Müdürü Yunus Nacar, “Türkiye’de yaklaşık 500 bin konut açığı bulunuyor. Bu açığı kapatmak için inşaat sektörü ekonomideki pozitif gelişmelere paralel olarak hızla yeni projeler üretiyor. Biz de Türkiye Finans olarak en uygun oranda kredi sağlayarak ev sahibi olmak isteyenlere önemli fırsatlar sunuyoruz” dedi.
04 Eylül 2007 Salı
Ankaralı emlakçılara mortgage brokerliği kursu için protokol imzalandı
Ankara Tüm Emlakçılar Meslek Odası (ATEM) ve Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) arasında "Konut Finansmanı Tanıtım ve Pazarlama Danışmanlığı (Mortgage Brokerlığı)" kursu protokolü imzalandı. ATEM'de düzenlenen protokol imza törenine, ATEM Yönetim Kurulu Başkanı Ali Taylan ile MEB Çıraklık Yaygın Eğitim Genel Müdürü Necmettin Yalçın katıldı..
Törende konuşan Taylan, emlakçılığın önemli bir meslek kolu olduğunu belirterek, emlakçıların eğitimden geçirilerek diploma almasının önemli olduğunu vurguladı. Kursun MEB ile işbirliği içinde gerçekleştirileceğini ve bunun için eğitim müfredatı hazırladıklarını anlatan Taylan, eğitim konusunda bankalarla görüştüklerini söyledi. Taylan, emlak müşavirleri için düzenlenen kursun gelecek hafta Türkiye genelinde başlayacağını, eğitimin 70 saatlik bir programdan oluşacağını kaydetti. Emlak müşaviri tüm üyelerin bu belgeye sahip olmalarını amaçladıklarını anlatan Taylan, belgelerin MEB onaylı olduğunu da belirtti. Taylan, kursu başarı ile bitiren üyelerin "Konut Finansmanı Tanıtım ve Pazarlama Danışmanlığı" adı altında belge alacaklarını söyledi. Taylan, bu belgeyi alan kişilerin, bankaların konut kredilerini tanıtabileceklerini ve pazarlayabileceklerini anlattı.
MEB Çıraklık Yaygın Eğitim Genel Müdürü Necmettin Yalçın da, ATEM'i 2005 yılında başlattıkları Emlak Danışmanlığı kursları için tebrik etti.
Emlakçılığın, Avrupa Birliği sürecinde bilimsel anlamda belirli kriterlere bağlı kalınarak icra edilmesinin önemine dikkati çeken Yalçın, bu konunun yaygın eğitim alanına girmesinden dolayı kursların açılabilmesine yardımcı olduklarını kaydetti.
Kursun, emlak müşavirlerince tüketici haklarının korunması açısından önemli olduğunu anlatan Yalçın, "Bu eğitim sayesinde tüketicilere ekonomik anlamda yol gösterilebilecek. Sivil toplum örgütlerinin, kamu yararıyla ilgili alanlarda kamu kurumlarıyla işbirliği yapması oldukça anlamlı" diye konuştu.
03 Eylül 2007 Pazartesi
Konut kredisi batağı büyüyor
Son bir yılda ödenemeyen tüketici kredileri yüzde 135 arttı. Özellikle üç yıldır rekorlar kıran konut kredisinde kredi artış oranı yüzde 30 olurken, ödenemeyen konut kredisi tam yüzde 335 arttı.
Bir aydır dünyayı kasıp kavuran global dalganın başlangıç noktası olan ödenemeyen mortgage kredilerinin (ipotekli konut kredisi) Türkiye'deki batık oranı da bir yılda dörde katlandı. Merkez Bankası verilerine göre, bankaların verdiği konut kredisi miktarı yüzde 29.3 artarak 27 milyar YTL'ye tırmandı ancak batıklardaki artış yüzde 335 oldu. Veriler, geçen yıl sadece 26.7 milyon YTL olan ödenemeyen konut kredisi tutarının 4 kattan fazla artarak 116.3 milyon YTL'ye çıktığını gösteriyor. Bir başka anlatımla yüzde 30 artan konut kredisine karşılık kredisini ödeyemeyenlerin oranı 10 kat fazla arttı.
Bu miktar şimdilik verilen konut kredilerin içinde önemli bir tehlike arzetmese de son bir yılda hızla tırmanan batık oranı verilen kredinin binde 12'sinden binde 43'üne çıktı. Ancak batık kredi oranının artış hızının çok yüksek olması sistemi ileride tehlikeye sokacak bir durum arzediyor. Batık kredi oranı ve kredi artışı aynı hızla artarsa batık oranı 3 yılda verilen kredinin yüzde 16'sının geçmiş olacak. Uzmanlar Türkiye'den büyümeyi devam ettirecek önlemlerin alınmaması halinde bankalara 80 milyar YTL borçlanan vatandaşları zor günler beklediğini belirtiyor.
Taşıtta batık yüzde 3
İçinde konut ve otomobilin de bulunduğu toplam tüketici kredileri ise konuttaki yüksek batak yüzünden yüzde 135 arttı. Taşıt kredisi alıp ödeyemeyenlerin oranı yüzde 80 artarak 108 milyon YTL'den 197 milyon YTL'ye çıktı. Bu oran toplam otomobil kredilerine oranlandığında verilen her 100 YTL'lik kredinin 3 YTL'sinin geri dönmediği anlamına geliyor. Geçen yıl ağustosta 6.5 milyar YTL olan taşıt kredisi miktarı bu yılın aynı döneminde yüzde 12.6 düşerek 5.7 milyar YTL'ye inmiş olmasına rağmen ödenemeyen taşıt kredisinin miktarı yüzde 82 arttı.
12 bin 500 kişi batakta
Kredisini ödeyemeyen kişi sayısına bakıldığında ise yine ağırlıklı olarak konut kredisi ödeyemeyen vatandaşlar nedeniyle tüketici kredisini ödeyemeyenlerin oranının yüzde 94 artışla 13 bin 807 kişiden 26 bin 916 kişiye yükseldiği görülüyor. Bu bir yılda 12 bin 509 kişinin daha kredi batağına saplanması anlamına geliyor. Taksitli ticari krediler ise ödenmeme oranı yüzde 81 artarak 183 milyon YTL'den 333 milyon YTL'ye ulaştı.
Piyasada küçük bir yer edinse de katılım bankalarında da durum aynı. Katılım bankalarında tüketici kredileri yüzde 20 artışla 1.8 milyar YTL'ye çıkarken aynı kredilerde batık oranı yüzde 92 artarak 29.5 milyon YTL'ye çıktı. Piyasada herşeyin iyi gitmediğini gösteren bir başka rakamsal gösterge ise ödenemeyen senet miktarını gösteren protestolu senet sayısının artıyor olması. Yine Merkez Bankası rakamlarına göre protestolu senet sayısı geçen yıl temmuzda 635 bin 130 iken bu yıl aynı ayda yüzde 28'lik artışla 815 bin 247'ye yükseldi. Bu senetlerin tutarı ise 2 milyar YTL'den 3 milyar YTL'yle fırladı.
Emlak brokerliği gözde meslek olacak
Karacan Akademi’nin, İstanbul ve İzmir Umum Emlak Komisyoncuları Odası işbirliğiyle İstanbul, Ankara ve İzmir’de düzenlediği Emlak Brokerlığı kursuna devam eden 100 kişi eğitimlerinin tamamlanmak üzere olduğunu kaydeden Sağol, eylül ayında gerçekleştirilecek ve 100 kişinin eğitiminin öngörüldüğü yeni dönem kayıtları için ise daha şimdiden başvuru sayısının 1500’ü geçtiğini belirtti. Kursa katılım için en az lise mezunu olma şartının arandığı bilgisini verenr Sağol, emlakçıların talepleri doğrultusunda açılan bu kursa katılanların sadece yüzde 10’unu emlakçıların oluşturduğuna işaret etti. Kursiyer profilinin de çok farklı olduğunu ve bankacı, müteahhit, avukat, üniversiteli, öğretim üyesi hatta emekli vatandaşlardan oluşan geniş bir yelpazeyi kapsadığını aktaran Sağol, “Aslında başka illere yayılmayı istiyoruz ama ağırdan alıyoruz. Gaziantep, Antalya ve Samsun’dan yoğun talep var. Kanuni değişikliği bekliyoruz. Ayrıca ders verecek kişi sayısı da sınırlı” şeklinde konuştu.