28 Aralık 2007 Cuma
ABD'de ev fiyatları yerle bir oldu
Ekim ayında ev fiyatları tam anlamıyla dibe vururken, önceki yılın aynı ayına göre yüzde 6.7 düşüş gösterdi. Bu düşüş, 1987 yılından bu yana yaşanan en büyük düşüş olarak kayıtlara geçti.
Uzmanlar açıklanan rakamın gayrimenkul piyasasında yaşanan zorluğun en büyük kanıtı olduğunu belirtiyor. Öte yandan piyasada yaşanan bu hareketin kısa vadede bitmesi de beklenmiyor. Uzmanlar, gayrimenkuldeki zorlukların yeni yıla da taşınacağını ve fiyatlardaki düşüş eğiliminin devam edeceğini öngörüyor.
Analistlere göre fiyatların düşmesindeki diğer önemli bir sebep de değişen müşteri psikolojisi. Gayrimenkulde daha önce oluşan fiyatların balon olduğuna ve spekülatörlerin desteğiyle yükseldiğine işaret eden uzmanlar, şimdi bu spekülatörlerin yavaş yavaş piyasadan çıkmasıyla fiyatların da indiğini belirtiyor. Uzmanlar, "Evlerini satmak isteyen insanların sayısı giderek artıyor" diye konuşuyor.
ABD'de ev fiyatları yüzde 12.4 ile en fazla Miami'de düşerken, onu yüzde 11.8 ile Tampa ve yüzde 11.2 ile Detroit izledi.
Yapı Kredi'den dövize endeksli yeni konut kredisi
Yapı Kredi Bankası, konut kredisi ürün portföyüne dövize endeksli 2 yeni ürün daha ekledi. Banka İsviçre Frangı'na veya İngiliz Sterlini'ne endeksli konut kredisi de kullandırmaya başladı. Kredilerin vade ve faiz oranları, İsviçre Frangı için 120 ay vadeye kadar yüzde 0,54, 121-240 ay vadeye kadar yüzde 0,57, İngiliz Sterlini için 240 ay vadeye kadar yüzde 0,75 olarak belirlendi.
Yapı Kredi Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Sönmez, özellikle döviz cinsinden geliri olanların taleplerine karşılık vermek üzere bu iki yeni ürünü geliştirdiklerini belirtti. Cazip faiz oranları nedeniyle söz konusu kredilerin birçok kişinin ilgisini çekebileceğini kaydeden Sönmez, ancak döviz geliri olmayanların risklerini iyi hesap etmeleri ve kredi kullanım kararlarını bu doğrultuda vermeleri gerektiğini söyledi.
2008'de faiz oranlarında düşüş beklendiğini dile getiren Sönmez, ikincil piyasanın hayata geçmesi ve kurumsal yatırımcının ilgisiyle birlikte finansman kaynağının çeşitleneceğini ve maliyetin de düşeceğini sözlerine ekledi.
ABD'de ev fiyatları yerle bir oldu
ABD'de yaşanan mortgage krizi gayrimenkul piyasasını etkilemeye devam ediyor..
Ekim ayında ev fiyatları tam anlamıyla dibe vururken, önceki yılın aynı ayına göre yüzde 6.7 düşüş gösterdi. Bu düşüş, 1987 yılından bu yana yaşanan en büyük düşüş olarak kayıtlara geçti.
Uzmanlar açıklanan rakamın gayrimenkul piyasasında yaşanan zorluğun en büyük kanıtı olduğunu belirtiyor. Öte yandan piyasada yaşanan bu hareketin kısa vadede bitmesi de beklenmiyor. Uzmanlar, gayrimenkuldeki zorlukların yeni yıla da taşınacağını ve fiyatlardaki düşüş eğiliminin devam edeceğini öngörüyor.
Analistlere göre fiyatların düşmesindeki diğer önemli bir sebep de değişen müşteri psikolojisi. Gayrimenkulde daha önce oluşan fiyatların balon olduğuna ve spekülatörlerin desteğiyle yükseldiğine işaret eden uzmanlar, şimdi bu spekülatörlerin yavaş yavaş piyasadan çıkmasıyla fiyatların da indiğini belirtiyor. Uzmanlar, "Evlerini satmak isteyen insanların sayısı giderek artıyor" diye konuşuyor.
ABD'de ev fiyatları yüzde 12.4 ile en fazla Miami'de düşerken, onu yüzde 11.8 ile Tampa ve yüzde 11.2 ile Detroit izledi.
18 Aralık 2007 Salı
Mortgagezedelere vergi indirimi veya nakit para verilsin
ABD Merkez Bankası eski Başkanı Alan Greenspan mortgage krizinden olumsuz etkilenen ev sahiplerine vergi indirimi veya hükümetten finans yardımı gemesi önerisinde bulundu.
17 Aralık 2007 Pazartesi
Mortgage krizi patladı ahmaklar cenneti bitti
Citibank’ın Londra’daki bölge merkezinden Akbank Murahhas Üyeliğine transfer olan Bülent Adanır, mortgage krizi için "ahmaklar cenneti bitti" benzetmesi yaptı..
Adanır, "Krediyi alan, veren ve sistemi deneyen, yani konunun tüm tarafları bir ’ahmaklar cenneti’ yaratmıştı, kriz patladı. o da bitti. Şimdi dünyada bol para yerini normalleşmeye bırakıyor" dedi.
Akbank’ın Citigroup’tan transfer ettiği kredilerden sorumlu yeni Murahhas Üyesi Bülent Adanır, ABD’de yaşanan, sonra dünyanın önemli merkezlerini de saran mortgage krizi için, "Önem verdiğim bir benzetme vardır, ’ahmaklar cenneti’, bu mortgage konusunda da tam bir ’ahmaklar cenneti’ yaşandı. Kriz patlayınca da sözünü ettiğim cennet ortadan kalktı" dedi. Adanır, mortgage kriziyle birlikte dünyada "bol para" döneminin kapandığını söyledi. Adanır, mortgage krizinin en tedirgin edici yanının, reel sektöre sıçraması olduğuna dikkat çekti.
Herkesin sorumluluğu var
26 yıl Citibank’ta çalıştıktan sonra bir ay kadar önce Akbank’ın yönetim kuruluna Murahhas Üye olarak giren Bülent Adanır, ekonomi basınıyla ilk sohbet toplantısında, ABD’de patlayan mortgage krizini ve beklenen gelişmeleri değerlendirdi. Adanır, "ahmakların cenneti" benzetmesi yaptığı mortgage olayında gelinen noktada üç kesimin sorumlu olduğunu savunarak, bunları şöyle sıraladı:
Krediyi kullanan: Çok riskli mortgage kredilerini kullananlar, ödeme güçlerinin olmadığını bile bile bu borç yüküne girdiler. Dolayısıyla önemli sorumlulukları var.
Krediyi veren bankalar: Bankalar para bolluğu içinde krediyi kullananların ödeme güçlerine hiç özen göstermediler. Hiç peşinatı olmayana, yani konutun yüzde 100’üne kadar kredi verdiler.
Denetleyici otorite: Başta ABD olmak üzere mortgage sisteminin yaygın olduğu, bu krediler karşılığında menkul kıymetlerin de kullanıldığı ülkelerde denetleyici otoritenin de büyük sorumluluğu var. Denetleyici otorite, bu riski görebilirdi.
Dünya borçla büyüdü
Bülent Adanır, dünya ekonomisinin büyümesini de borçla finanse ettiğini ifade ederek, şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu ortamda borçlar giderek büyüdü. Şimdi önemli olan yaşanan sorunun reel sektöre sıçramaması. Eğer reel sektöre sıçrarsa, o zaman sıkıntı daha da büyür. Bence sorun çözülemeyecek gibi görünmüyor. Zaten başta ABD Merkez Bankası (FED) olmak üzere önde gelen merkez bankaları sorunu çözebilmek için her türlü adımı atıyor. FED’in faizleri düşürmesi, merkez bankalarının aralarında ’ihtiyacı olana kaynak sağlanacak’ yönünde para trafiği oluşturması bundan kaynaklanıyor."
Globalizmin zararı
Globalleşmenin iyi ve kötü yanlarının olduğuna işaret eden Adanır, şunları söyledi: "Para bolluğu varken globalleşme iyiydi. Dünyadaki bol parayı herkes gücüne, etkisine göre paylaşıyordu. Şimdi de mortgage krizinin etkilerini hep birlikte paylaşıyoruz. Bu da globalleşmenin kötü yanlarından biri."
10.5 milyar doların vadesi geliyor ama sorun yaşanmaz
Türk ÜRK bankacılık sektörünün dış piyasalardan gerçekleştirdiği borçlanmalardan 10.5 milyar dolarlık bölümünün vadesinin 2008 yılında dolacağına işaret eden Akbank Murahhas Üyesi Bülent Adanır, şu değerlendirmeyi yaptı: "2008 bayında dünyadaki para bolluğunun eskisi gibi olmadığını daha iyi anlayacağız. Bunun en önemli işareti libor’un yükselmesi oldu. Yüzde 1-2’ler düzeyinde olan libor, bugün artık yüzde 5’lere çıkmış durumda. Yani, Türk bankaları için de düşük faizli, ucuz döviz kredisi dönemi geride kaldı. Şimdi bu 10.5 milyar dolarlık kredi yenilenirken de bunun etkisi görülecek. Yalnız, 10.5 milyar doların büyük bölümünün vadesi 2008’in ikinci yarısında doluyor. O zamana kadar piyasa yeni dengesini bulmuş olur."
Türkiye’yi dünyada para bolluğunun bitmesi etkiler
Türkiye’de henüz mortgege sisteminin başlangıç aşamasında olduğuna dikkat çeken Akbank Murahhas Azası Bülent Adanır, şöyle konuştu: "Dünyada yaşanan mortgage krizinin en az etkilediği ülkeler arasında Türkiye var. Türkiye, bu krizle birlikte para bolluğu döneminin gerilerde kalmasından etkileniyor, etkilenecek de. Son birkaç yıldır olduğu gibi Türkiye’ye bol ve ucuz para akışı olmayacak. Çünkü, dünyadaki para akışı normal seyrine dönecek. Bu durumu Türkiye açısından sorun çıkacakmış gibi algılamamak gerekiyor."
Türk finans sektörü artık güçlü durumda
Türk bankacılık ve finans sektörünün 2001 krizinden sonra sağlıklı yapıya kavuştuğunu ifade eden Bülent Adanır, şunları dile getirdi: "Bugün Türk bankacılık sektörü çok sağlıklı görünüyor. Hem sermaye yapısı güçlü, hem de yaptıkları işlerden zarar etmeleri söz konusu değil, kárlılıkları var. Türkiye’deki reel sektör de genelde verimli çalışıyor."
Türkiye’de faizlerin yönü düşüşü gösteriyor
Bülent Adanır, Merkez Bankası’nın son yüzde 0.50’lik faiz indirimini değerlendirirken, şunları söyledi: "Özellikle üçüncü çeyrekte büyümenin yüzde 2’de kalması, Türkiye’de faizlerin yönünün aşağı doğru olduğunu gösteriyor. Dünyada dalgalanma olsa da YTL faizlerinin aşırı yükselme trendine döneceğini sanmıyorum. Ancak, dışardan borçla getirilen dövizin faizi içerde de yükselecektir."
Kredi riski matematikle değil hisle de anlaşılır
Citibank’ta en son Londra’da Ortadoğu, Avrupa ve Afrika Bölgesi sorumlusu olarak kredileri yöneten Bülent Adanır, uzun yıllar kredi işine baktığını belirterek, bu konuda şu değerlendirmeyi yaptı: "Kredi çok hassas bir konu. Kredi riskini her zaman matematik formüllerle anlayamaz, çözemezsiniz. Müşteriyi, sektörünü iyi tanımak zorundasınız. Eğer piyasaya çıkarsanız, müşteriyi yakından tanırsanız, o zaman risk olup olmadığını da rahatlıkla hissedebilirsiniz..
14 Aralık 2007 Cuma
Fitch TOKİ ve İBB'nin YTL cinsi kredi notlarını yükseltti
Fitch'ten yapılan açıklamada, notların, Türkiye'nin ülke notu paralelinde düzenlendiği bildirildi.
Buna göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin uzun dönem YTL cinsi kredi notu "BB-"den "BB"ye yükseltilirken, görünüm durağan olarak belirlendi.
Belediyenin, "durağan" görünümlü "BB-" olan uzun dönem döviz cinsi kredi notu ile "B" olan kısa dönem döviz cinsi kredi notu ise teyit edildi.
Öte yandan TOKİ'nin, uzun dönem YTL cinsi kredi notu da "durağan" görünümle "BB-"den "BB"ye çıkarıldı.
TOKİ'nin, uzun dönem döviz cinsi kredi notu ise "BB-" olarak onaylandı.
12 Aralık 2007 Çarşamba
Yapı Kredi'den Ev Beraber Mortgage kampanyası
Bankadan yapılan yazılı açıklamaya göre, ürünle 2 kişi, ortak sahip olacakları konut için yine ortak olarak konut kredisi talep edebilecek, taksitlerini gelirleri veya tapudaki hisse paylarına paralel oranda ortak ödeyebilecekler. Kişiler, başvuruları değerlendirildikten sonra ortak bir ödeme planı ile 3-240 ay vadelerde konut kredisi kullanabilecek.
Yapı Kredi'den Ev Beraber Mortgage kampanyası
Yapı Kredi Bankası, yatırım amacıyla ev sahibi olmak isteyenler ya da tek başına ev alma imkanı olmayanlar için "Ev Beraber Mortgage" adlı yeni bir ürün geliştirdi.
Bankadan yapılan yazılı açıklamaya göre, ürünle 2 kişi, ortak sahip olacakları konut için yine ortak olarak konut kredisi talep edebilecek, taksitlerini gelirleri veya tapudaki hisse paylarına paralel oranda ortak ödeyebilecekler. Kişiler, başvuruları değerlendirildikten sonra ortak bir ödeme planı ile 3-240 ay vadelerde konut kredisi kullanabilecek.
11 Aralık 2007 Salı
Mortgage UBS’yi 10 milyar dolarla vurdu
Sub-prime mortgage sektöründeki kötü kredileri sebebiyle UBS 10 milyar dolarlık yeni faturasını açıklarken, akıllara ekim ayında açıkladığı 3.5 milyar dolarlık kayıp da geldi. 13.5 milyar dolarlık toplap kaybın ardından UBS’in 2007 sonu için zarar açıklamasına kesin gözüyle bakılıyor. Kayıp üstüne kayıp açıklayan UBS ayrıca Singapur hükümetine ait yatırım şirketi GIC’ten 9.7 milyar dolar aldığını duyurdu. İsviçreli banka Umman hükümetine bağlı olduğu sanılan Ortadoğulu bir yatırım grubundan da 1.8 milyar dolar aldı. Bugün UBS’in CEO’su Marcel Rohner ve diğer üst düzey yöneticiler yatırımcı ve aralistlere bankanın görünümüyle ilgili bilgi verecek.
Kaynak : Hurriyetemlak.com
07 Aralık 2007 Cuma
Kredi kullanırken evdeki hesap şubeye uydurulmalı
Bütçeye uygun aylık ödeme ile ev sahibi olmak birçok tüketicinin hayalini hala süslemeye devam ediyor. Faizlerin düşüşüne odaklı olarak hayallerini gerçeğe dönüştürmek isteyen tüketiciler, böyle bir fırsat yakaladıklarında sadece faiz üzerinden yola çıkarak kredi kullanmayı tercih ediyor. Ancak kredi kullanımı sırasında dikkat edilecek ayrıntılar tüketicinin avantajlarını artırarak ’evdeki hesabı şubeye uydurmakta’ faydalı oluyor. Sektör temsilcileri konut almak isteyen tüketicilerin ağırlıklı olarak aylık ödenecek taksidi hesaplayarak şubeye geldiğini ve diğer unsurları gözardı ettiğini dile getiriyor. Bankalar tüketiciyi bu anlamda yönlendirse de konutunu kredi ile edinecek tüketicilerin o kargaşada bu unsurları çok iyi incelemediği belirtiliyor. Bizde buradan hareketle konutu kredi alırken nelere dikkat edilmesi gerektiğini toparladık.
Aylık taksit hane geliri
Konut kredi kullanırken en önemli unsur geri ödeyebileceğiniz aylık kredi tutarının bütçenize uygun olması. Bunun için toplam hane geliri dikkate alınmalı. Bunun için de aylık taksidin hane gelirinin üçte birini aşmaması gerekir.
Bunun dışında daha önce kullanmış olduğunuz krediler varsa onların aylık taksitleri de bu hasaplamaya katılmalı. Konut kredisinin uzun vadeli olmasından dolayı bunun dışındaki borçların kapatılması ise finansal açıdan rahat etmeyi sağlar.
Aylık ödenecek taksit belirlendikten sonra , aylık taksitler ve vade ile birlikte toplam kredi tutarı hesaplanmalıdır. Bu tutarı 0.75’ e böldüğünüzde ise satın alacağınız evin ekspertiz değerini ortaya çıkarırsınız. Yani ekspertiz değeriniz bu tutarın üzerinde olmamalıdır.
Ödeme gücü ne kadar yüksek olursa olsun bankalar konutun ekspertiz değerinin belirli bir tutarına kadar kredi verir. Bu nedenle kredi tutarı hem ödeme gücüne hem de konutun değerine bağlı olmalıdır.
Komisyonları gözden kaçırmayın
Konut satın alımı ve kredi kullanımı sırasında bir dizi peşin ödeme yapıldığını akıldan çıkarmamak gerekiyor. Bu ödemeler (emlakçı, banka komisyon bedelleri, ekspertiz vb) başlangıçta net bir şekilde belirlenmeli. Birçok bankanın bu harcamaları da ayrıca kredilendirildiğide değerlendirme içinde bulundurulmalı.
Kredi kullana tüketiciler eğer düzenli aralıklarla ikramiye, kár primi gibi ek gelir elde ediyorsa, ödeme tablosunda bu gelir akışlarıyla paralel ilave geri ödemeler yapabilir. Bu küçük ödemeler maliyet ve borç geri ödeme süreleri üzerinde önemli etki yaratır.
Kredi kullanırken ödeme vadesi çok iyi hesap edilmeli. Vade uzadıkça toplam maliyetin artığı hesaplaması üzerinden bütçeye en uygun vade tercih edilmeli.
Sigorta ihmal edilmemeli
Konut kredileri ortalama 5-10 yıl gibi vadelerde kullanılmakta. Bu süre de insan yaşamında oldukça uzun zaman dilimine tekabül etmekte. Bu nedenle bu vade içinde karşılaşılabilecek riskler için sigortaların yaptırılması ihmal edilmemeli.
Konut kredisininde satın alınan bir ürün olduğu unutulmamalı. Nasıl diğer ürünleri satın alırken araştırıp, ön bilgi ediniliyorsa, konut kredisi kullanmadan önce de aynı şekilde araştırma yapılmalı.
Konut kredisi kullanan tüketiciler bu kredi ile büyük bir finans kararı vermiş oluyor. Hatalı kararın sonuçları da yaşamın finansal boyutunu aşarak tüm alanını etkileyecek olumsuzlukları beraberinde getirebiliyor. Yeni bir ev satın alma heyecanı ve sevinci, finansal kararı gölgelememesi için karar aşamasında ince elenip sık dokunmalı. Esra Sahici
Fortis’den 11 farklı mortgage
Konut almayı planlayanlar, Fortis’in İndirimli Mortgage, Al-Kirala Mortgage, Evini Değiştir Mortgage, İnşaat Halinde Olana Mortgage, Kazandıran Mortgage, İlk Ev İçin Mortgage, Yeni Mezunlar İçin Mortgage, Rezerv Mortgage, Zaten Ev Sahibi Olana Mortgage, Yeniden Finansman Mortgage ve Projeye Mortgage ürünlerinden kendisine uygun olanı seçebilecek.
ABD, mortgage faiz oranlarını 5 yıl için donduracak
ABD nin mortgage planı şekillendi. Hazırlanan plan, cari mortgage faiz oranlarının 5 yıl için dondurulmasını, yerel hükümetler tarafından mortgageların yeniden finansmanı için çıkarılan tahvillere vergi muafiyeti getirilmesini öngörüyor..
ABD Hazine Bakanı Henry Paulson, mortgage ödemelerini yapmakta zorlanan konut sahiplerine yardımcı olma yöntemlerine ilişkin olarak hükümetin hazırladığı planı açıkladı.
Paulson planın, mortgage krizi nedeniyle yaşanan sorunların sınırlandırılmasını ve 1.2 milyon subprime mortgage kullanıcısına yardımcı olmayı öngördüğünü belirtti. Paulson yaptığı açıklamada, "Konut piyasasındaki daralmanın konut sahiplerine ve ABD ekonomisine olan etkilerini minimize etmeyi amaçlıyoruz." diye konuştu. Önümüzdeki 2 yılda 1.8 milyon subprime mortgage ödeme zorluğu yaşanacağının tahmin edildiğini ifade eden Paulson, mevcut sistemin bu borçların yeniden finansmanı ve düzenlenmesi için yetersiz olduğunu vurguladı.
Paulson'a konuşmasında mortgage sektörü ve tüketici temsilcileri de eşlik etti. Hazırlanan plan, cari mortgage faiz oranlarının 5 yıl için dondurulmasını, yerel hükümetler tarafından mortgageların yeniden finansmanı için çıkarılan tahvillere vergi muafiyeti getirilmesini öngörüyor. Hazırlanan plan, ipotekli konutlara el konulması olaylarının azaltılmasını amaçlıyor. Ancak plan sadece cari mortgage ödemelerini gerçekleştirmeye gücü yeten konut sahiplerini hedefliyor.
Fortis’den 11 farklı mortgage
Fortis, konut sahibi olmak isteyenler için farklı seçeneklerin yer aldığı 11 farklı mortgage ürününü piyasa sundu. Kiradan kurtulmak amacıyla konut almayı planlayanlar, yatırım yapmak isteyenler, kira geliri elde etmeyi düşünenler, Fortis’in avantajlı mortgage ürünleri arasından kendilerine en uygun olanı seçebilme şansına sahip olacaklar..
06 Aralık 2007 Perşembe
SPK Başkanı Erol: Mortgage finansmanı 150 milyar dolar düzeyine ulaşacak
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Turan Erol, Türkiye'de tutsat (mortgage) finansmanın hızla ilerleyeceğini, 150 milyar dolar seviyesine geleceğini tahmin ettiklerini belirtti..
Dünya Bankası kuruluşu IFC ve Dünya Gazetesi işbirliği ile düzenlenen "Konut Finansmanı Konferansı"nda konuşan Erol, dünyada her yıl 5 trilyon doların ev almak için harcandığını ifade etti.
SPK olarak sermaye piyasalarındaki gelişmeyi güçlendirmeyi amaçladıklarını ifade eden Erol, 4 ayrı ikincil piyasa ürünü üzerinde çalıştıklarını, aktife dayalı tahvil ve hisselerin piyasaya denge getirmesi açısından son derece önemli olduğunu vurguladı. Erol, "Biz hiç bir şekilde devlet garantisinde bir sistem düşünmüyoruz" dedi.
Türkiye'de tutsat piyasasında ciddi bir gelişme beklediklerini söyleyen Erol, "İspanya'da tutsat piyasasının boyutu 500 milyar euro, İspanya'nın GSMH'sinin yüzde 50'sini teşkil ediyor. Güney Kore'de ise 300 milyar dolar. Bu iki ülkenin deneyimlerini yakından izledik. Tutsat finansmanında Türkiye'nin hızla ilerleyeceğini, GSMH'sinin yüzde 35'ini geçeceğini, 150 milyar dolar seviyesine geleceğini tahmin ediyoruz" diye konuştu.
Turan Erol, Türkiye'deki bankaların bugün tutsat kredisi verdiğini, faizlerin düşmesinin tutsat kredisine talebi artıracağını belirtti.
Türkiye'de çok dinamik bir sermaye piyasasının oluştuğunu ve şu anda finansal kriz yaşanmadığını belirten Erol, Türkiye'de subprime türü bir kredinin verilmesinin de mümkün olmadığını ifade etti.
Erol, "Yasa koyucular risklerin farkındalar. Gerçek ödeme kapasitesine çok dikkat ediyorlar. Kredi veren ve alanların mali yapılarının çok güçlü olmasına dikkat ediyorlar" dedi. Turan Erol, piyasaya ilk girenlerin rekabet avantajı sağlayacaklarını da sözlerine ekledi.
Toplu Konut İdarası (TOKİ) Başkanı Erdoğan Bayraktar da, dünyada 1,5 milyar insanın barınmak için yeterli kritere sahip ev bulamadığını, tedbir alınmazsa 20-25 yıl sonra bu sayının 2,5 milyara çıkacağını belirtti. Bayraktar, Türkiye'de şehirlerin etrafını "yağ lekesi" halinde saran gecekonduların, konut ihtiyacını ve finansmanını içinden çıkılmaz bir hale getirdiğine işaret etti.
Dünyada ipoteğe dayalı konut finansmanında son 1-1,5 yıldır yaşanan krizin bütün ekonomilerde çok ciddi durgunluk yaratırken, Türkiye'nin bu krizden çok fazla etkilenmediğine dikkat çeken Bayraktar, "Türk insanının ayrı bir özelliği var. Barınmayı, evi hem kutsal sayar hem bütün ihtiyaçlarının önünde tutar, ne yapar eder konuta olan borcunu ödemeye çalışır. Bu bakımdan Türkiye'de geliştirilecek finans sistemleri ve konut inşaat sistemleri en atıl en ücra köşelerde bulunan, yastık altında bulunan varlıkları da likide edecektir ve piyasaya çekecektir" dedi.
Türkiye'deki 15-16 milyon konutun yarısının zaman içinde mutlaka yenilenmesi gerektiğini söyleyen Bayraktar, depremden hasar gören binaların yenilenmesi bakımından da Türkiye'de konut sunumunun önem taşıdığını, Türkiye'nin artık konut üretimi bakımından dünya ile boy ölçüşebilecek durumda olduğunu belirtti.
Bayraktar, "Alt gelirli ve yoksul grubun konut alma gücü yoktur. Böyle bir argümanın devreye sokulması ve yeni alternatiflerin bulunması gerekmektedir. Türkiye'de mevcut konut stokunun mutlaka gözden geçirilmesi, ihtiyarlayan konutların da yenilenmesi gerekmektedir" dedi.
"İlk adımı atanlar karlı çıkacak"
Konut ve inşaat sektörünün 200 sektörün canlanması ve yüksek istihdam sağlamasıyla ekonomiye ciddi katkılar sağlayacağını vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti: "Türkiye'de konut sektöründe ciddi fırsatlar olduğu ortadayken bunu yeterince anlatamadığımız için üzüntülerimizi ifade ediyorum. Yabancı dostlarımıza seslenmek istiyorum; ilkleri başaranlar, cesur olanlar, özellikle İstanbul için ilk adımı atanlar çok karlı çıkacaktır. 3 milyondan fazla konutun yüzde 60'ının yenilenmesi gerekirken, İstanbul'un kendi merkezli uydu kentlere ihtiyacı vardır. Çorlu, Silivri, Lüleburgaz merkezli, yine Gebze ve Düzce'de, güneyde Bandırma'da yeni yerleşim yerlerine ciddi ihtiyaç vardır. Marmara bölgesi, Türkiye ekonomisini taşımaya, yatırımları yönlendirmeye devam edecektir. İstanbul ve Marmara Bölgesinin önemi gittikçe artacaktır. Hem İstanbul'un gecekondulardan kurtarılması, hem deprem riski altındaki konutların yenilenmesi için ve İstanbul'daki ulaşımla destekli yeni yerleşim birimlerinin oluşturulması için çok ciddi yatırımlara ihtiyaç vardır. İstanbul'da ilk etapta yapılacak bu yatırımların ve kendi içinde çok ciddi kaynak ve kar sağlayacak bu yatırımların yaklaşık 500 milyar dolarlık bir hacimle piyasayı canlandıracağını ifade etmek gerekir."
"Gelecekte daha dikkatli olmamız gerek"
Dünya Bankası Konut Finansmanı Grubu Başkanı Loic Chiquier de, konut finansmanının hükümetlerin giderek siyasi ajanda gündemine alındığını söyledi.
Chiquier, subprime krizinin öngörülebilir bir şey olduğunu, ancak piyasaların buna yeterince hızlı tepki gösteremediğini belirtti.
Türkiye'de de 2005 yılı ile mukayese edildiğinde tutsat konusunda büyük bir belirsizlik görülebildiğini ifade eden Chiquier, "Türkiye çok dürüst adımlar atıyor. Yüksek düzeyde emlakla ilgili davalar görüyoruz. Tabii ruhsatsız binaların yüksek olması bunda son derece etkili" dedi.
Fınpolconsult. De Yönetici Direktörü Hans-Joachim Dübel de, yabancı kreditörlerin Türkiye kredi pazarında çok önemli rol oynadıklarını, geri çekilebileceklerini belirtti. Dübel, Türkiye'de faiz oranlarının çok yakında değişeceğini düşünmediğini kaydetti.
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Danışma Kurulu ve Mütevelli Heyeti Üyesi Hasan Ersel de, Türkiye'de konut sektöründe yapısal bir değişiklik olduğunu, büyük ihtimalle inşaat şirketlerinin çalışma sisteminin bundan etkileneceğini ifade ederek, "ABD'deki gibi sorunlar yaşanacağını söylemiyorum ama, gelecekte daha dikkatli olmak lazım. Finansman olumlu da olabilir, olumsuz da olabilir. Finansman kaynaklarına erişimin kolaylığı konut edinmeyi kolaylaştırabilir ama, bu, gelecekte bazı sorunları da beraberinde getirebilir" görüşünü aktardı.