31 Mart 2008 Pazartesi

Mortgage krizine karşı TOKİ bizim sigortamız

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yurtdışı piyasalardaki gelişmelere değinerek, "Türkiye'de niçin acaba ciddi manada kayıp, bir kriz olmadı? Biz, bu noktadaki tedbirlerimizi aldık, alıyoruz. En önemli mortgage krizine karşı bizim sigortamız, TOKİ ve Kiptaş olmuştur" dedi.






Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON) genel kurulunda konuşan Erdoğan, Türkiye'ye geçen yıl 22 milyar dolar uluslararası yatırım geldiğini, bu sürecin uluslararası pazarda Türkiye'yi güçlü kıldığını söyledi.
Bankalarımızın açığı yok

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) takibini, denetlemesini, düzenlemesini iyi götürdüğünü ifade eden Erdoğan, "Bankalarımızın bu noktada bir açığı yok. Eğer BDDK, TOKİ, Kiptaş işini iyi götürmüş olmasaydı, aynı sıkıntıları Türkiye de yaşardı. Bundan dolayı biz bunu yaşamadık. İnanıyorum ki bu yılın sonuna kadar, bilemediniz önümüzdeki yıl aynı kararlılıkla, aynı disiplin içerisinde bu işi sürdürmemiz inşallah bize bir sıkıntı yaşatmayacak" diye konuştu.
650 milyar dolar

Erdoğan, "Pazartesi günü (yarın) inşallah yeni rakam açıklanacak. Tahminim o ki, Türkiye 650 milyar dolarlık bir milli gelire ulaşmış olacak. AB bazlı açıklanacak rakamla bu artık Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) olarak tespit edilecek, milli gelir olarak değil" dedi.
Adres göstersek taraf olurduk

Sağduyu girişiminin öncülerinden Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Başkanı Tuğrul Kudatgobilik, "Kafamızda filmin ölüm sahnesini görmedik. Rejim, kendi demokratik sistemiyle bu sorunu çözmeli" dedi. Ankara'daki temaslarını bir grup gazeteciye değerlendiren Kudatgobilik, şunları söyledi: Biz siyaset çözsün istiyoruz. Özetle "Şunu yapın, bunu yapmayın" diye akıl öğretecek durumda değiliz. Biz bir temenni getirdik ortaya. Bildirinin daha net adresi olsaydı o zaman taraf olurduk.


Kaynak : Hurriyetemlak.com

28 Mart 2008 Cuma

Mortgage krizi Türkiye'ye sıçrar mı

İSTANBUL ve Haliç Üniversitelerinde geçtiğimiz dönemlerde, Kadir Has Üniversitesi’nde ise halen gayrimenkul mevzuatı, imar mevzuatı, gayrimenkul değerleme teknikleri gibi dersler veren eski İstanbul Tapu Sicil Müdürü Turgay Gültekin, "Türk halkı konut kredisinde temerrüde (gecikme) düşmemeye çalışıyor. Konu ev alma olunca, aile içi borçlanma gündeme geliyor ve banka borcu ödeniyor" dedi.






Türk insanı kredi borcuna sadık

Mortgage sistemi tüm unsurları ile birlikte hayata geçmedi, konut kredisi faizleri de beklendiği hızla düşmüyor. ABD’de başlayan ve Avrupa’da da etkili olmaya başlayan mortgage krizinin derinleşeceği beklentisi ile konut kredisi faizlerinde düşüş durdu; hatta bazı bankalar faiz oranlarını yukarı çekti. Peki, Türkiye’de mortgage krizi; yani alınan kredilerin geri ödenmemesi sorunu büyür mü? Bu konuda Merkez Bankası’nın açıkladığı rakamlara bakılacak olursa, çok fazla endişe edilecek bir durum olmadığı gözleniyor.

ABD’deki rakamlara bakıldığında, yaklaşık 10 trilyon dolarlık toplam mortgage büyüklüğü içinde, riskli mortgage kredilerinin toplamının yaklaşık 2 trilyon doları bulabileceği ifade edilmişti. ABD’de, geri ödenmeyen mortgage kredilerinin oranı ise yüzde 2 civarında... Türkiye’de 25 Ocak itibariyle kullanılan konut kredilerinin tutarı sadece 31.4 milyar YTL. Geri ödenmeyen konut kredilerinin oranı ise binde 4-5’ler (yüzde 0.4-0.5) civarında. Tutar olarak ise yaklaşık 130 milyon YTL... Geri ödenmeyen konut kredileri 2007’de büyük hızla artmasına rağmen, toplam tutar düşük kalıyor. Emlak zincirlerinin şirketiçi eğitimlerinde, emlakçı yetiştirme kurslarında ve üniversitelerde derslere giren eski İstanbul Tapu Sicil Müdürü Turgay Gültekin de, "Türk insanı borcuna sadık" ifadesini kullanıyor ve şöyle devam ediyor:
Aile sigortası

"Taşınmaz konusunda Türk insanı çok duygusal. Özellikle konu ev alma olunca, aile sigortasını da devreye sokup (aile içi borçlanma), her türlü imkansızlığa rağmen borcunu ödüyor. İşte bu nedenle Türk insanı için konut kredilerinde borcunu geri ödememe oranı ABD’ye oranla çok düşük. Bankacıların korkmasına gerek yok. Temmuz-Eylül 2007 döneminde kişi başı ortalama 65 bin YTL konut kredisi kullanılmıştı. Kanuni takipteki krediler artıyor ama kanuni takibe geçilen kredilerin çok azı konut kredisi."
İpotekli krediler yüzünden bankalar emlakçı olabilir mi

18 YIL İstanbul Tapu Sicil Müdürlüğü yapan Turgay Gültekin, "Konut Finansman Yasası, bilinen adıyla mortgage ya da tutsat yasası, finans dünyası açısından yeni enstrümanlar yarattı. Özellikle Amerika’da mortgage krizinin de büyümesi ile birlikte ülkemizdeki bankacıların emlakçı olacağı endişesi yaygınlaştı. Ülkemizde kriz çıkaracak kadar mortgage kredisi kullanılmamış olmasına rağmen kırılgan ekonomilerde hasarın daha büyük olacağından hiç kuşku yok" diyor. Gültekin, akıllara takılan "Bankalar emlakçı olur mu?" endişelerine karşılık ise şu bilgileri veriyor: "5411 sayılı Bankacılık Yasasının 57. maddesindeki ’... bankalar ticaret amacıyla gayrimenkul ve emtianın alım ve satımı ile uğraşamaz, ipotekli konut finansmanı kuruluşu ve gayrimenkul yatırım ortaklıkları hariç olmak üzere ana faaliyet konusu gayrimenkul ticareti olan ortaklıklara katılamazlar’ hükmüne rağmen bu inancın oluşmasının nedenleri var: Borçlu en az iki ödemede temerrüde düşerse taşınmaza el konulacağı yönünde yaygın ve yanlış kanaat bu kaygının ana kaynağı. Ödememe durumunda bankaya kalan borcun tamamının ifasını talep etme hakkı tanınıyor. Yasal olarak izinli bile olsalar, elinde bu kadar çok sayıda taşınmazı hangi banka, ne kadar tutabilir? Oysa ister mortgage kredisi, ister başka tür kredi olsun, temerrüt halinde taşınmazın satışı İcra Dairelerince yapılır. Bu satış da herkese açık."
Üniversiteli emlakçılar olumsuz imajı silecek

EMLAK zincirlerinin şirket içi eğitim çalışmalarında ders veren, üniversitelerin de Emlak Yönetimi bölümlerinde öğretim görevlisi olarak görev yapan Turgay Gültekin, "Emlak Yönetimi Bölümü ilk olarak İstanbul Üniversitesi’nde açılmıştı. Ben de o zaman bölümün açılmasına katkıda bulunan danışma kurulu üyelerinden biriydim. Emlak sektörünün olumsuz imajını silmek, sektöre eğitimli insan yetiştirmek ve ülkemizde AB standartlarında bir emlakçılık gerçekleştirmek için bunlara ihtiyaç vardı" diyor. Emlakçılığın öğretildiği bu öğretim alanının, artık birçok üniversitede olduğunu hatırlatan Gültekin, "Sektörde artık özellikle bu nitelikli elemanlar tercih edilmeye başladı. Bölüm önceleri tesadüfen seçilirken, artık bilinçli öğrenci seçiyor" ifadelerini kullandı.


Kaynak : Hürriyet Seri İlanlar Eki

26 Mart 2008 Çarşamba

Mortgage, 34 bin bankacıyı işinden etti

Mortgage kaynaklı zararlar nedeniyle Wall Street'te son 9 ay içinde 34 binden fazla banka çalışanı işinden oldu.ABD bankacılık sektörü, 2001 yılındaki 'internet şirketleri krizinden' bu yana gördüğü en zor zamanları yaşıyor. Sektörde, geçtiğimiz 9 ay içinde 34 binden fazla banka çalışanı işini kaybetti..






Bloomberg'in Securities Industry and Financial Markets Association'dan aldığı verilere göre 2001'deki krizin ardından aynı dönemde 39 bin 800 bankacı işten çıkarılırken, bu rakam takip eden 2 yılda 90 bine tırmanmıştı.
Geçen yılın ortalarından itibaren başta ABD'de olmak üzere firmalar mortgage kaynaklı zararlar açıklamaya başlarken, kriz yavaş yavaş ABD dışına taşmaya başladı. Şimdilik 200 milyar dolar civarında olduğu tahmin edilen toplam zararın daha da artmasından endişe ediliyor. Bloomberg'e bilgi veren kaynaklar bu krizin 'internet balonunun patlaması'ndan daha derin olduğunu savunurken, ne kadar daha süreceğinin ise belirsiz olduğuna dikkat çekiyorlar.
Aralarında, Citigroup, Lehman Brothers, Morgan Stanley ve Merrill Lynch gibi devlerin de bulunduğu bankaların şimdiye kadar açıkladığı işten çıkarma rakamları şöyle:






















































































Firmaİşten çıkarılan eleman sayısı
Citigroup6,200
Lehman Brothers4,990
Bank of America3,650
Morgan Stanley2,940
Washington Mutual2,600
Merrill Lynch2,220
HSBC1,650
Bear Stearns1,550
WestLB1,530
UBS1,500
Goldman Sachs1,500
National City900
Credit Suisse820
Royal Bank of Canada500
Fortis500
Wells Fargo500
Wachovia443
Deutsche Bank370
JPMorgan Chase100
TOPLAM 34,463



Kaynak : Hurriyetemlak.com

21 Mart 2008 Cuma

ABD kural gevşetti, mortgage için 200 milyar dolar geliyor

ABD, likidite krizini hafifletmek için yeni bir adım daha atttı. ABD Konut Yatırımları Denetleme Dairesi, devlet garantili mortgage şirketlerinin piyasaya para vermek için elini kolunu bağlayan kuralları gevşetti..






Fannie Mae ve Freddie Mac adlı mortgage şirketlerinin sermaye yeterlilik oranları yüzde 30’dan yüzde 20’ye düşürüldü. İki şirket piyasaya 200 milyar kaynak aktarabilecek.
ABD, mortgage finansman şirketleri Fannie Mae ve Freddie Mac’in mortgage piyasasına yaklaşık 200 milyar dolarlık bir kaynak aktarabilmelerini sağlamak amacıyla katı sermaye kurallarında esnekliğe izin veren bir planı devreye soktu. Plana göre, Office of Federal Housing Enterprise Oversight (OFHEO-Federal Konut Yatırımlarını Denetleme Dairesi) fonları devlet garantili olan bu iki dev finansman şirketi için sermaye yeterlilik oranını yüzde 30’dan yüzde 20’ye düşürecek. Böylece iki dev finansman şirketi 200 milyar dolar civarında bir kaynağı mortgage yatırımına yönlendirebilecek.
1.5 trilyon dolarla en büyükler

Dünyanın en büyük iki mortgage finansman şirketinin yatırım portföyünün büyüklüğü toplamda 1.5 trilyon doları buluyor. İki şirketin garanti verdiği mortgage kredisi toplamı ise 4.9 trilyon dolara ulaşıyor. İki finansman şirketi 11.5 trilyon dolarlık ABD mortgage piyasasının yüzde 40’lık bölümünü yönetiyor. Amerika’daki mortgage piyasasını önemli oranda rahatlatan bu gelişme, OFHEO Direktörü James B. Lockhart, Fannie Mae Başkanı ve CEO’su Daniel Mudd ve Freddie Mac Başkanı ve CEO’su Richard Syron tarafından kamuoyuna açıklandı. James B. Lockhart, sermaye yeterlilik rasyosunda yaptıkları 10 puanlık indirim sayesinde iki finansman şirketinin 200 milyar doları bulan ek bir kaynağı mortgage piyasasına sunabileceğini belirterek, "Yeni düzenleme sonrasında Fannie Mae ve Freddie Mac, yılda 2 trilyon dalarlık mortgage yatırımı yapar hale gelecek" dedi.
Sermaye artırımı merak konusu

İki şirketin ek sermaye yaratma ihtiyacına dikkat çeken Lockhart, "Sermaye artırıma gitmeleri onlar için çok kritik bir öneme sahip. Bu iki şirket tamamen güvenlidir. Biz de denetleme kurumu olarak onların yollarına bu güvenle devam edebilmelerini sağlayacağız" diye konuştu. İki şirketin sermaye artırımına gidip gitmeyeceği ise merak ediliyor. Geçtiğimiz aralık ayında 7 milyar dolarlık imtiyazlı hisse satan Fannie Mae, verdiği temettüyü yüzde 30 oranında azaltmıştı. Freddie Mac de Kasım 2007’de 6 milyar dolarlık imtiyazlı hisse satışı geçekleştirirken, temettüyü yarı yarıya azaltmıştı. Freddie Mac tarafından 12 Mart’ta yapılan bir açıklamada, şirketin sermaye artırımı için yapılan bütün baskılara direnme kararı aldığı ve rezervlerini arttırmak gibi bir planları bulunmadığını kaydetmişti.
Toplantı öncesinde yeni planla ilgili ön bilgilerin basına yansımasıyla birlikte New York Borsası’na kote olan iki finansman şirketinin hisseleri önemli oranda değer kazandı. Yüzde 27 yükselen Fannie Mae’nin hisseleri 28.35 dolar ile 1980’den beri en iyi seviyeyi gördü. Freddie Mac hisseleri ise yüzde 26’lık artışla 26.20 doları buldu ve şimdiye kadarki en yüksek bir günlük getiriyi sağladı..


Kaynak : Hurriyetemlak.com

19 Mart 2008 Çarşamba

Konut kredisi kullanacaklara müjde

Sanayi Bakanlığı, mortgage kredilerinde tüketicinin üzerindeki yükü azaltacak yeni bir düzenleme hazırladı.






Buna göre, konut kredisi verilmesi, hayat sigortası ve konut gibi sigortaların yaptırılması şartına bağlanamayacak. Böylece kredi masrafı azalacak.
Düzenleme ile ayrıca erken ödeme ücretinin üst sınırı düşürülüyor. Sabit faizli mortgage kredisinin geri ödemesini vadesinden önce ödemek isteyen müşterilere yüzde 2 değil, binde 5 oranında azami erken ödeme ücreti uygulanabilecek.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da değişiklik öngören düzenlemesinde, tüketici açısından sakıncalı görünen mortgage kredisinde sigorta uygulaması değiştirildi. Görüşe açılan ve yaz tatilinden önce yasalaştırılması tasarlanan düzenlemeye göre; konut finansmanı kuruluşu tarafından kredi verilmesi, hayat sigortası, konut sigortası gibi yapılması isteğe bağlı sigortaların yaptırılması şartına bağlanamayacak. Böylece, örneğin 10 yıl vade ile 100 bin YTL mortgage kredisi kullanan bir tüketici, 5-6 bin YTL civarında tutan sigortayı yaptırmak zorunda olmayacak.
Sigorta seçimi yapılabilecek

Düzenlemenin gerekçesinde, uygulamada konut finansmanı kuruluşu tarafından kredi verilmesinin, hayat sigortası, konut sigortası gibi yapılması isteğe bağlı sigortaların yaptırılması şartına bağlandığına işaret edildi. Gerekçede, “Bu sigortaları yaptırmayan tüketicilere bankalar tarafından kredi kullandırılmamaktadır. Ayrıca bu sigortalar tüketiciler için ek maliyetler getirmekte ve bu sigortayı yaptırmak isteyen tüketicilerin başka bir sigorta kuruluşunu tercih etmesi engellenmektedir“ denildi. Yeni düzenleme ile sigorta yaptırmak isteyen kredi müşterisi, bankanın kendisine sunduğu şirketten sigorta yaptırmak zorunda kalmayacak.
Ceza dörtte bire iniyor

Yeni yasal düzenlemede mortgage kredisinde erken ödeme ücreti de düşürüldü. Mevcut düzenlemede, sabit faizli mortgage kredisi kullananlar, borçlarını vadesinden önce ödemek isterlerse, yüzde 2’ye kadar ceza ödemek zorunda bulunuyor. Yeni düzenlemede, cezanın üst sınırı yüzde 2’den binde 5’e indirildi. Erken ödeme ücreti, gerekli faiz indirimi yapılarak hesaplanan ve tüketici tarafından konut finansmanı kuruluşuna erken ödenen tutarın binde 5’ini geçemeyecek. Böylece kredi müşterisinin ödeyeceği ceza dörtte bir (1/4) oranına inecek..


Kaynak : Hurriyetemlak.com

13 Mart 2008 Perşembe

Eroğlu: Bankacılık mortgage'dan etkilenmeyecek

Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) Genel Müdürü Halil Eroğlu, Türk bankacılık sektörünün doğrudan doğruya mortgage (tutsat) işinden etkilenmeyeceğini düşündüklerini belirterek, bunun bir batı sorunu olduğunu ve ihmale gelmeyeceğini söyledi..






Türk Amerikan İşadamları Derneği (TABA/AmCham) tarafından düzenlenen toplantıda, dünyadaki global krize ilişkin bir konuşma yapan Eroğlu, bu krizin aktiflerin yeniden fiyatlaması olduğunu belirtti. Eroğlu, gelir üretmek için aktif yaratmanın önemine işaret ederek, önce ödeyebilecek güçte olanlara tutsat kredisi verilirken, sonradan ödemesi şüpheli olanlara da  kredi verilmeye başlandığını anlatarak, "Bizim için prime müşteri, iyi müşteridir. Ötekine de kötü müşteri demiyoruz. Subprime diyoruz. Aslında onlar prime değil. Onlar, verdiğiniz kredilerin geri dönme olasılığı çok olmayan kişiler" dedi.
Daha sonra bu kredilerle türev araçlar oluşturulduğunu, bu türev araçların Avrupa ve Asya bankaları tarafından da alındığını, ödeyememe sorunuyla da bağlantılı zincirleme etkiler sonucunda hiç tutsat işi yapmamış bankaların da karlarını kaybetmeye başladığını dile getiren Eroğlu, ABD bankalarının çoğunun da hem vermiş oldukları tutsat kredileri hem de bunların türev araçları nedeniyle ciddi zarara uğradığının altını çizerek, şu anda ABD'de 12 trilyon dolar civarında tutsat kredisi verilmiş olduğunu, bunun 1,2 trilyon dolarının subprime olduğunun söylendiğini kaydetti.
Halil Eroğlu, şöyle devam etti: "Bunun 400-600 milyar dolar civarında kısmının ödenemeyeceği söyleniyor. Eğer 400 milyar dolarsa, şu anda 200 milyar dolar civarında bir kısmı 2007 sonu itibariyle zarar yazıldı. Şimdi Mart sonuçlarını bekliyoruz. Bizim görüşümüze göre 2008 yılı içinde 200-300 milyar dolar daha yazılacak bir zarar var gibi görünüyor. Bu yazılan zarar 2008'de üretilen karla birbirine denk gelirse, 2008 sonuna geldiğimizde sermayelerini yitirmiş bir takım bankalar olacak. Ama onlar zararlarını karşılamış olacak. Yeni sermayeleri bulabilirlerse, o zaman biz bu krizi atlatmış oluruz."
"Kriz Türkiye'nin krizi değil"

Eroğlu, bu krizin Türkiye'nin Türkiye'nin krizi olmadığı kanaatinde olduğunu belirterek, zaten Türkiye'de tutsat kredisi miktarının çok yüksek olmadığını, bunların da subprime olmadığını, borcunu ödemeyen kesimin çok küçük olduğunu söyledi.
Eroğlu, "Türk bankacılık sektörü doğrudan doğruya mortgage işinden etkilenmez diye düşünüyoruz. Bu Batı'nın sorunu, yeter ki ithal etmeyelim. Biz gelişmekte olan ülkeler olarak aldığımız kısa vadeli yabancı paralarda, özellikle sendikasyonlarda maliyet artışına uğrayacağız. Ama bu maliyet artışının 10 baz puan mı, 20, 25 baz puan mı olacağını bilmiyoruz. Önümüzdeki 2 ay içinde göreceğiz" dedi.
Bunun da yüksek reel faizle çalışan bir ekonomide pek etki yaratmayacağını dile getiren Eroğlu, ancak uluslararası sermaye piyasalarında 2008'de hiçbir işlem yapılamayacağı için buradan fon temin etmeye çalışan Türk piyasasının sıkıntı yaşayacağını aktardı.
Bankacılık ve sigortacılık sektörünün, halka dönük ve bireyden topladığı fonlar ile dünyadaki her ülkenin ekonomisine yön vermek fonksiyonu nedeniyle, mutlaka kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayan Eroğlu, yeterli denetim olmadığında subprime'daki gibi sorunlarla karşılaşmanın mukadder olduğunu söyledi.


Kaynak : Hurriyetemlak.com

10 Mart 2008 Pazartesi

Garanti Bankası'ndan “Mortgage Sepeti”

Garanti Bankası, mortgage kredisini farklı döviz cinslerini veya farklı ürünleri birleştirerek kullanmak isteyenler için “Mortgage Sepeti” adıyla yeni bir ürünü kullanıma sundu..




Müşteriler, kendi tercih ve risk algılarına göre farklı döviz cinslerini birleştirerek veya sabit faizli ve değişken faizli gibi farklı ürünleri bir araya getirerek mortgage sepeti hazırlayabiliyor.
Konu hakkında bilgi veren Garanti Mortgage Genel Müdürü Cemal Onaran, “Piyasada, farklı döviz cinslerinin birleştirildiği krediler var. Ama Türkiye’de ilk defa sabit ve değişken faizli gibi farklı mortgage seçeneklerini döviz ürünleriyle birleştiren bir sepeti biz sunuyoruz. Konut satın almak tüketiciler için ciddi bir yatırım kararı. Bu nedenle parasını iyi değerlendirmek isteyen bir yatırımcı gibi düşünerek, Mortgage Sepeti’ni hizmete sunduk. Buna göre müşterilerimiz YTL, Dolar, Euro, İngiliz Sterlini ve İsviçre Frangı gibi farklı döviz cinslerini birleştirebiliyor ve bunun yanında farklı mortgage ürünlerini de dahil edebiliyor. Böylece kur değişimlerine karşı müşterilerimiz kendi risk algılarına göre tedbir almış oluyorlar” dedi.


Kaynak : Hurriyetemlak.com

05 Mart 2008 Çarşamba

Bernanke: Hacizler artacak ev fiyatları daha da düşecek

ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Ben Bernanke ABD’de mortgage nedeniyle hacizlerin artacağını ve ev fiyatlarının daha da düşeceğini söyledi.






Bernanke, "Daha fazla haciz olmasını önlemek için ek önlemler almamız lazım" dedi. Arz-talep dengesizlikleri nedeniyle konut fiyatlarının muhtemelen daha fazla düşebileceğini söyledi. Independent Community Bankers of America’da yapacağı konuşma için hazırladığı metinde Bernanke, konut piyasasındaki zorlukların aktif önlemler gerektirdiğini belirterek, "Bu durum güçlü bir cevap vermeyi gerektiriyor" dedi. Bernanke’nin bu açıklamasının ardından ABD Hazine tahvilleri yükselişe geçti. Avrupa borsalarındaki kayıplar ise arttı. Yurtdışını takip eden İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) ise günün tamamında yüzde 0.97düşerek, 42.923 puandan kapandı. Dolar ise gün içinde 1.22 YTL’ çıktı.


Kaynak : Hurriyetemlak.com

04 Mart 2008 Salı

İngiltere'de mortgage korkusu

Finansal Hizmetler Otoritesi (FSA) tarafından yapılan araştırmaya göre, İngiltere'e giderek ağırlaşan yaşam şartları sonucunda her beş kişiden birinin, önümüzdeki 12 ay boyunca tutsat "mortgage" ödemelerini yapamamaktan korktuğu bildirildi..




FSA tarafından yapılan araştırmanın sonuçları, gelecek korkusu yaşayan bu kişilerin dörtte birinin ise sorunu aşmak için hiçbir önlem almayı denemediklerini ortaya koydu.
FSA'nın, piyasadaki güçlükler ve korkuların büyük bir krize dönüşmemesi, ev sahiplerini, finansal güçlüklerini aşabilmeleri için bilgilendirmek adına bir kılavuz hazırladığı ve 2 milyon sterlinlik bir kampanya yaparak kamuoyunu bilinçlendirmeye hazırlandığı bildirildi.
Özellikle sabit faiz oranıyla tutsat borçlarını ödeme dönemlerinin sonuna gelen kişilerin bu kılavuzlardan yararlanması gerektiğini belirten FSA yetkilileri, "ekonomik şartlar giderek ağırlaşıyor. Bu da aile bütçeleri üzerine müthiş bir baskı yapıyor. Bu baskıların en büyük etkisi de tutsat ödemelerinde kendisini gösteriyor" dedi.
Geçen ay da Mortgage Sağlayıcıları Konseyi (CML), 2007 yılında borçları ödenemediği için ipoteği elinde tutan bankalara dönen ev oranının bir önceki yıla göre yüzde 21 oranında arttığı ve 27,100'e yükseldiğini açıklamıştı. Bunun 1999 yılından bu yana yaşanan en yüksek oran olduğuna işaret eden yetkililer, aynı dönemde tutsat ödemelerinde aksamalar meydana gelen ev sahiplerinin oranının da yüzde 8.6 artış gösterdiğini hatırlattı.
Uzmanlar, tutsat ödemelerini yerine getirmekte zorlanan kişilerden, paniğe kapılmadan hemen borçlu oldukları kuruma ya da bağımsız bir borç danışmanına başvurmaları tavsiyesinde de bulunuyor.


Kaynak : Hurriyetemlak.com