4 Ağustos 2009 Salı

İşhanına dönüşmesine ramak kalan bu apartmanın terasında huzur buluyorum

Nurten Erk Tosuner, bu hafta Harem Oteli’nin veliahtı Emil Selim Bayındır’ın, 5 yıldır Bağdat Caddesi’nde oturduğu teras katındaki dairesine konuk oldu. Bayındır, yaşadığı apartmanın alt katları tamamen iş yerine dönüşmüş olmasına rağmen "Burası benim gizli sığınağım" diyerek, taşınmayı aklının ucundan bile geçirmiyor.




 İstanbul Üsküdar’daki Harem Oteli’nin veliahtı, Turistik Otelciler İşletmeciler ve Yatırımcılar Birliği (TUROB) Başkanı turizmci Timur Bayındır’ın oğlu Emil Selim Bayındır, 5 yıldır Bağdat Caddesi’nde teras katındaki bir dairede yaşıyor. Bayındır, evi için "Burası benim gizli sığınağım" diyor.

Feneryolu’ndaki apartman, Bağdat Caddesi’nde işyerine dönüşme yolunda hızla ilerleyen binalardan biri. Alt katları tamamen iş yerine dönüşmüş durumda. Apartmanın en üst katındaki teras daireleri ise hálá ’ev’ olma savaşı veriyor. Zaten apartmana girerken bir işhanına giriyormuş izlenimine kapılmamak mümkün değil. Binanın bir ilginç özelliği de merdivenlerinin apartmanın dışından olması. Böylece üst katlara çıkmak için asansör kullanmak istemeyenler açık hava merdivenini tercih ediyor.

Selim Bayındır, Fransa Nice-Sophia Antipolis Üniversitesi’nde iktisat ve ticaret hukuku okumuş. Daha Sonra Amerika’da Oregon eyaletindeki Portland Marylhurst University’de pazarlama masterı yapmış.
DUVARDA GARFIELD

Fransa ve ABD’de toplam 8 yıl yurtdışında yalnız yaşadıktan sonra İstanbul’a geri döndüğünde doğup büyüdüğü, çocukluğunun geçtiği Feneryolu’nda oturmak istemiş. Önceleri ailesi çok taraftar olmamış, ama Selim Bey’in dediği olmuş tabii... Kendisine ait teras katını yenileyerek çocukluğu nda yaşadığı apartmana yetişkin olarak geri dönmüş.

Selim Bayındır, eve taşınmadan önce badana boya işleri sırasında evi daha canlı ve keyifli hale getirmek için neler yaparız diye arkadaşlarına da danışmış. Selim Bayındır, sonrasını şöyle anlatıyor:

"Ben böyle danışırken bir arkadaşım şaka olsun diye önce evin bir duvarını turuncuya boyadı. Üzerine de çok sevimli kocaman bir Garfield resmi yaptı. Aslında o anda niyetimiz sadece eğlenmekti. Ama baktık ki çok güzel ve sevimli oldu. Garfield’den vazgeçemedim ve o duvarda kaldı. Sonra da bütün duvarları turuncuya boyadık. İstediğim gibi farklı ve çok eğlenceli bir ev oldu."

Selim Bayındır, apartmanda kendisi gibi birkaç kişinin daha yaşadığını, geri kalanının ise işyerine dönüştüğünü söylüyor. Selim Bayındır, aslında bu durumun çoğu zaman avantaj oluşturduğunu belirterek, şöyle konuşuyor: "Benim gelenim çok oluyor. Özellikle bahar ve yaz aylarında terasın keyfini çıkarıyoruz. Arkadaşlarımla genellikle benim evimde toplanıp vakit geçiriyoruz. Müziğe çok yakın olduğumuz için zaman zaman gürültümüz de oluyor tabii. Ancak bu evin en büyük avantajı altta üstte yanda bizden rahatsız olacak kimse olmaması. Yan dairede de babamın kiracısı var. Onunla da çok iyi ark adaşız."

Selim Bayındır evini ve Feneryolu’nu çok sevse de trafik ve park sorunundan yakınmadan edemiyor. Selim Bey, "Bazen 1, hatta 1.5 saat park yeri aradığım bile oluyor. Park yeri en büyük sorunum. Aracımı park ettikten sonra bir daha yerinden oynatmak içimden gelmiyor. Zorunlu olmadıkça zaten arabayla bir yere gitmemeye çalışıyorum. Neyseki Bağdat Caddesi’nde her yere yürüyerek gitmem mümkün oluyor" diye konuşuyor.

Feneryolu’ndaki evini çok sevse de Selim Bayındır’ın hayalinde Kandilli’de deniz manzaralı bir eve sahip olmak. "İstanbul’a aşığım" diyen Selim Bey, özellikle eski bir yalı alıp onu yeniden hayata döndürmek istiyor. Gayrimenkule iyi bir yatırım gözüyle baktığını söylüyor ama rezidanslarda,  yüksek katlarda oturmayı ürkütücü bulduğunu belirtiyor.

Selim Bayındır, "Ben şehir insanıyım. Şehirden fazla uzakta yaşamak istemem. Ulaşım ne kadar zorlaşırsa hayat o kadar zorlaşıyor. Evle işi mümkün olduğunca birbirine yakın tutmaya gayret ediyorum" diyor.
Önemli maç günlerinde balkondan uzak duruyoruz

GALATASARAYLI olan Selim Bayındır, önemli maçlar sonrasında Bağdat Caddesi ve çevresindeki kutlamalardan burada yaşayan herkes gibi rahatsız olduğunu söylüyor. Hangi takımın taraftarı olursa olsun kutlamanın aşırı olmasının kendilerini tedirgin ettiğini belirtiyor. Selim Bey, "Özellikle balkonda daha dikkatli oluyoruz. Hatta maç bittiğinde balkondan uzak duruyoruz. İnsanlar silahla sevinmeyi bırakmalı, etrafına zarar vermeye artık son vermeli" diyor.
Fayton tekerleğinden sehpa yaptırdım

DÜNYANIN değişik ülkelerinden objeler ve ilginç müzik aletleri toplamaya meraklı olan Selim Bayındır, evinde de bunlara yer veriyor. Örneğin fayton tekerleğinden kendisine sehpa yaptırmış. Farklı ülkelerden aldığı ilginç müzik aletlerini zaman zaman kendisi de çalmayı deniyormuş. 250’nin üzerinde DVD’si olan Bayındır, evde arkadaşlarıyla biraraya gelmekten hoşlandığı kadar yalnız vakit geçirmeyi de sevdiğini söylüyor.